Haftanın vitrini – 3
Bazılarımız Dostumuz Colby'yi Tehdit Ediyordu / Kadın Asker Olur mu? / Dostoyevski Üzerine Dersler / Filistin’i Görme Biçimleri / Güvenilir Kişi / İnşa Etmek ve Yaşamak / Krizler ve Duygular / 12 Eylül Döneminde Ermeniler / Yazın Yeşil Ağaç ve Çalıların Kışın Tanınması / Yoldan Çıkanlar
Bazılarımız Dostumuz Colby'yi Tehdit Ediyordu
çev. Eda Okuyucu
Can Yayınları
Ocak 2025
72 s.
“Bazılarımız, davranışlarından dolayı dostumuz Colby’yi uzun süredir tehdit ediyordu. Artık çizmeyi aşmıştı, biz de onu asmaya karar verdik.”
Barthelme öykülerinin hepsi postmodern edebiyatta bir devrim niteliğinde fakat her biri bir diğerinden farklı: kimi komik, kimi parodik, kimi absürd ya da eksantrik; fakat hepsinin altında daha derin bir şeyler yatıyor: Modern toplumda insanın yeri ve tüketim toplumunun anlamsızlığının bir yansıması.
Öykünün tanımına ya da doğasına meydan okuyan, edebî formun sınırlarını genişleten bu dokuz öykü hem tedirgin edici hem de karşı konulmaz.
Cumhuriyet Kadınlarının Askerlik Hayali
Kadın Asker Olur mu?
Bağlam Yayınları
Aralık 2024
144 s.
Neyimiz varsa verdik: para, hüküm ve kumanda, taç ve taht, ikbal, saadet, şeref, can, hatta namus… nihayet kadın hazır yiyici rolünden de usandı. Atların terkisinden bıktı, arabalara bindirdik. Mutfaktan sıkıldı, salonlara çıkardık. Dış ve iş hayatının fitne fücur dolu kalabalığına karışmak istediler, yanı başımıza aldık. Devlet ve millet idaresine karışmak bizim de hakkımız dediler, hay hay sultan hanım buyurun dedik. Dairelere âmir, hastanelere doktor, mahkemelere hâkim, meclislere aza yaptık. Ne tükenmez hazinelerimiz varmış ki mağara devrinden beri veriyoruz. Fakat bu bitmeyen isteyiş ve bitmeyen veriş de velût bir ana gibi mütemadiyen doğurarak uzayıp gidiyor. Nihayet biz erkeklere bu dâr-ı dünyada yalnız elimizde tüfek alıp düşmanla vuruşmak kalmıştı. Şimdi onu da istiyorlarmış.
Cumhuriyet, 18 Teşrîn-i sânî 1933
Vakıfbank Kültür Yayınları
Aralık 2024
256 s.
Dostoyevski üzerine beş ciltlik bir biyografinin de yazarı olan Frank’in, Stanford Üniversitesi’nde verdiği ve ilk kez yayımlanan Dostoyevski derslerinden oluşan bu kitap bizi alışık olmadığımız bir okuma biçimine davet ediyor. Kitabın hemen başındaki “Giriş Dersi” Dostoyevski’nin devraldığı mirası, nasıl bir geleneğin devamı olduğunu ve bu geleneğe verdiği yönü anlamamızı sağlıyor. Bu sayede, Dostoyevski üzerinde önemli etkileri olan Puşkin ve Gogol gibi yazarların Rus edebiyatındaki yerini daha net görebiliyoruz. Dostoyevski’nin romanlarını yazarın biyografisiyle paralel biçimde okuyan Frank, yazarın çok da üzerinde durulmayan İnsancıklar veya Öteki gibi romanlarını da en az Suç ve Ceza veya Karamazov Kardeşler kadar önemli hâle getiriyor. Dostoyevski uzmanlarının yanı sıra tüm edebiyat okurlarına hitap eden bu kitap büyük Rus romancısının eserlerini ve yaşadığı çağı anlamak için harikulade bir giriş…
Derleyen: Neslihan Demirci
Everest Yayınları
Ocak 2025
304 s.
Filistinliler, 1948’den bugüne imgeler, nağmeler, çizgiler ve kanaviçe desenleriyle acılarını dile döküyorlar. 76 yıldır süren işgali görmezden gelmeden, acıyı estetize etmeden, ölümü yüceltmeden, sıradanlaştırmadan; gerçeğin üstünü efsanelerle örtmeden, Filistinli yazar ve sanatçıların seslerine kulak veriyor, söylediklerini anlamaya çabalıyor ve eserlerini “görebiliyor” muyuz?
Tarihte ilk kez bir işgali ve soykırımı, buna maruz kalanların doğrudan aktarımı sayesinde ayrıntılarıyla biliyoruz artık; ama bu bir ayrıcalık değil, daha çok bir ceza gibi... Bir yıldır dozu azalmayan bir zulme seyirci kalmanın çaresizliği içinde bize düşen, tanıklığımızı kayıt altına almak ve Filistin’in hikâyesini çoğaltmak. Meseleye eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan bu seçki, Filistin edebiyatı ve sinemasının yanı sıra sanat olayları, Filistin’in görsel hafızası ve kültürel mirası üzerine metinler ve röportajları bir araya getiriyor. Kitapta 21 yazarın kaleminden çıkan 23 yazı ve 3 röportaj yer alıyor. Filistin’i Görme Biçimleri, Türkçede Filistin meselesini sanatın ve kültürün farklı alanları dolayımından ele alan ilk çalışmadır.
Güvenilir Kişi
çev. Orçun Türkay
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ocak 2025
136 s.
“İçinde yaşadığımız şu dünya ne acayip: Bugün insanlara en az inandırıcı gelen şeyler en saf niyetler.”
Sıradan bir iş gününde genç Max, yükleme alanına park eden lüks bir aracı vincine takıp yediemine doğru yola çıkar. Fakat bu sefer çektiği aracın içinde, film kaplı pencereler ardında kafası karışmış, yaşlı bir hanımın olduğundan habersizdir. Üstüne üstlük dehşetle fark edeceği üzere karşısındaki, kurabiye paketlerindeki yüzüyle herkesin tanıdığı, II. Dünya Savaşı sırasında Paris Direnişi’nin kahramanlarından Madeleine Larmor’dan başkası değildir. Kendine geldiğinde yaşlı kadın, Max’i yıllar önce savaş sırasında Nazilere esir düşen sevgilisi ile karıştıracak, ikili çok geçmeden hayatlarında yepyeni bir sayfa açacak bir maceraya sürüklenecektir.
Yazdığı kırkın üzerinde kitap otuza yakın dile çevrilen Fransa’nın Gouncourt Ödülü sahibi yazarlarından Didier van Cauwelaert, hayatları birbirlerine güvenerek değişen iki yabancıyı merkezine aldığı bu romanında umudu her yaşta diri tutmaya dair yürek ısıtan bir öyküye imza atıyor.
“Birbirinden renkli karakterler ve akıllardan uzun süre çıkmayacak sahneler içeren bu romanıyla Cauwelaert bizi bir kez daha şaşırtıyor.” –Le Parisien
İnşa Etmek ve Yaşamak – Şehir Etiği
çev. Aydın Çavdar
Ayrıntı Yayınları
Ocak 2025
352 s.
Richard Sennett bu kapsamlı çalışmada, antik Yunan’dan yola çıkarak yirmi birinci yüzyıl Şanghay’ına kadar uzanan bir bağlamda şehirlerin mimari biçimleriyle insanların yaşayışı arasındaki kederli ilişkiyi ele alıyor. Paris, Barselona ve New York’un modern biçimlerini nasıl kazandıklarını analiz ederken, bizi Kolombiya’nın Medellín şehrinin arka sokaklarından Manhattan’daki Google merkez binasına kadar günümüzün mekânlarında sosyolojik bir tura çıkarıyor.
Sennett belli kesimlere ayrılan, düzen altına alınan ve kontrol edilen “kapalı şehirlerin” Kuzey Yarımküreden Güneye doğru yayılmasından yakınıyor. Alternatif olarak, vatandaşlar arasındaki farklılıkların aktif şekilde tartışıldığı ve planlamacıların kentsel biçimler üzerinde deneyler yaptığı “açık şehri” savunuyor, insanların karmaşayla nasıl başa çıkabileceğini anlatıyor.
Günümüze doğrudan hitap eden sosyolojik argümanların izini süren bu kitap, gitgide daha fazla sayıda insanın kentsel alanlarda yaşadığı günümüz dünyasında şehirlerin geleceği için cesur ve özgün bir vizyon oluşturuyor.
Cogito
Kış 2024
YKY
Ocak 2025
Sayı 116
“Krizler ve Duygular” sayısı 2024 yılında düzenlenen “Siyaset Felsefesi Buluşmaları”nın ilkinde sunulan çalışmalara yer veriyor. Devrim Sezer, Can Cemgil ve Özlem Cihan editörlüğünde hazırlanan sayı, içinde bulunduğumuz yeni belirsizlikler ve çoklu krizler dönemini siyaset felsefesinin araçları ve zengin mirası eşliğinde masaya yatırmak amacıyla düzenlenen, “Krizler ve Duygular” başlıklı ilk buluşmada sunulan metinlerin bir bölümünden oluşuyor.
Demokrasinin küresel ölçekte gerilemesi, temsil paradigmasının yaşadığı kriz, neoliberal/kapitalist tahribat, ekolojik kriz ve hakikat ötesi siyasete eşlik eden gerçeklik krizi birbirinden koparılarak anlaşılması güç, iç içe geçen ve birbirini besleyen krizler yaşandığını gösteriyor bize. Bütün bunlara akademinin, sosyal ve beşeri bilimlerin ve Türkiye’nin deneyimlediği krizlerin eklendiğini de akılda tutmak gerekiyor. Böyle bir çoklu krizler gündemine, siyaseti yeni baştan tahayyül etmeye yönelik cesur ve minör girişimlerden umutlu ve coşkulu direnişlere, çeşitli belirsizlikler ve felaketler karşısındaki kaygılı ve hüzünlü bekleyişlerden öfke ve hınç patlamalarına, iktidar sahiplerinin ürettikleri yalanlar ve safsataların dünyaya saldığı korkulardan kayıplar karşısında yaşanan hayal kırıklıkları ve yılgınlıklara uzanan genişçe bir duygu yelpazesi eşlik ediyor. Günümüze musallat olan yeni problemlere ve bu problemlerin harekete geçirdiği yeni düşünsel arayışlara ve siyasal mücadelelere tanıklık ediyoruz. Tam da bu nedenle ilk buluşmamızda siyaset felsefesinin klasik gündemlerini takip eden çalışmalarla disiplinler ötesi arayışları “Krizler ve Duygular” başlığı altında buluşturmayı amaçlamıştık. Kuşkusuz, ne bugün karşı karşıya olduğumuz krizlerin tümü, ne krizlerle duygular arasındaki etkileşimin bütün yönleri iki gün süren bir buluşmada ele alınabilirdi. Dolayısıyla hazırladığımız dosya, belirlenen başlığı çeşitli açılardan irdeleyip tüketen dört başı mamur bir çalışma olma iddiası taşımıyor. Bu kolektif çalışma, bir araya gelme ve birlikte düşünme çabamızın ilk adımı ve yazılı ürünü olarak görülebilir.
– Editörlerin Sunuş yazısından
- Gaye İlhan Demiryol: Gerçekliğin Erozyonu: Hannah Arendt’in Perspektifinden Hakikat ve Krizi
- Filiz Zabcı: Modernizmin Gün Batımında İlerleme ve Kriz
- Kurtul Gülenç: İksion’un Çarkı
- Volkan Çıdam: Günümüz Eleştirel Kuramında Kriz ve Toplumsal Dönüşüm İlişkisi
- Umur Başdaş: Politik, Yani Metafizik: Hobbes’un Duygu Mühendisliği Bize Demokrasinin Krizleri Hakkında Ne Söyler?
- Murat Borovalı: John Rawls ve Liberal Adalet
- Zeynep Talay Turner: Bir İmkânsızlık Olarak Bağışlama
- Gülay Uğur Göksel: Birlikte Yaşamanın Bilmecesi: Mekân-Zamansal Dayanışma Olanakları
- Selbin Yılmaz: Hannah Arendt’in Duygulara Mesafesi Bugüne Ne Söylüyor?
- Feryal Talay Tuner: Feminist Mücadelenin Duygu Tayfı Üzerine Bir Girizgâh
- Cansu Muratoğlu: Belirsizlik İçinde Yaşamın Trajik Duygusu’nu Yeniden Okumak
- Eylem Canaslan: Özgür İrade İnancının Açmazları
Öncesiyle Sonrasıyla
12 Eylül Döneminde Ermeniler
– Olaylar Tanıklıklar
Aras Yayıncılık
Ocak 2025
284 s.
Gazeteci Serdar Korucu, Türkiye Ermenilerinin 1970’lerin başından 1990’ların ikinci yarısına kadar olan dönemdeki sosyal hayatlarını, kolektif tecrübelerini dönemin basınından topladığı verilerin yanı sıra Türkiye Ermeni toplumundan o günleri yaşayan 22 kişiyle yaptığı röportajlar ışığında inceliyor. ASALA eylemlerinin, 12 Eylül darbesinin ve PKK’nın ortaya çıkışının Türkiye Ermenilerinin hayatını nasıl etkilediğini, bunlar vasıtasıyla maruz kaldığı baskıyı gözler önüne seren bu kitap, 12 Eylül döneminde Türkiye’de birçok Ermeni’nin de polis ve mahkeme süreçlerinden geçtiğini, hatta işkence gördüğünü ortaya koyuyor. Kitabın birinci bölümünde Korucu, bazı önemli olaylar ve figürlerden yola çıkarak dönemin bir fotoğrafını çekiyor. İkinci bölüm ise bu 22 kişinin, başlarına gelen çoğu zaman gergin, üzücü ama kimi zaman da trajikomik olayları anlattıkları tanıklıklardan oluşuyor.
Yazın Yeşil Olan Ağaç ve Çalıların Kışın Tanınması
Çekül Yayınları
E-kitap
260 s.
Yazın Olan Yeşil Ağaç ve Çalıların Kışın Tanınması, ağaç ve çalıların kış döneminde yapraksız hallerinde tanınmasına rehberlik eden önemli bir kaynak kitaptır. Ünal Akkemik, Hatice Yılmaz, Ferdi Akarsu, Tolga Ok ve Özgür Eminağaoğlu tarafından hazırlanan bu eser, yazın yapraklı haldeyken çok kolay tanınabilen ağaçların, kış dönemindeki bitki özelliklerini detaylı görseller ve açıklamalarla sunmaktadır. Yaprak şekli, sapı, tüyleri, büyüklüğü ve meyveleri gibi ayırt edici detayları okuyucu ile buluşturuyor. Orman mühendisliği, peyzaj mimarlığı ve biyoloji bölümlerindeki öğrencilerden, doğaseverler ile ilgili sektör profesyonellerine kadar geniş bir kitle için referans niteliği taşır. Kitap, kış durumu tanı anahtarları ve 186 ağaç-çalı türüne dair bilgilerle donatılmıştır.
Yoldan Çıkanlar
çev. Banu Karakaş
Livera Yayıncılık
Ocak 2025
120 s.
Benzersiz Kızım adlı kitabı büyük beğeniyle karşılanan ve 2023 Uluslararası Booker Ödülleri’nde kısa listeye kalma başarısı gösteren Guadalupe Nettel, okurlarının karşısına bu kez bir öykü toplamıyla çıkıyor. Yoldan Çıkanlar’daki sekiz öyküden birinde anlatıcı, Baudelaire’in de bir şiirini atfettiği albatros kuşu ile tanışma hikâyesini anlatıyor. Genelde yalnız uçan heybetli albatros kuşları bazen havada yeterince rüzgâr olmayınca dengelerini kaybeder, yollarını şaşırır ve yaşam alanlarından çok uzaklarda bulurlar kendilerini. Yani yoldan çıkarlar. Nettel de kitap boyunca bir şekilde yoldan çıkan kişilerin hayatların odaklanıyor. Bir gün hastanede, kimsenin konuşmak istemediği bir olay nedeniyle ailesi tarafından yıllarca dışlanmış dayısıyla tanışan kız; kendisinden daha iyi bir hayat yaşayan eski bir sınıf arkadaşının evinde istemeden farklı bir hayata başlayan hayal kırıklığına uğramış aktör; uyanık olmaktansa uyumanın daha iyi olduğu, ölmekte olan bir dünyada çocuklarıyla yaşayan kadın ya da mutsuz aile yaşantısına çareyi ıssız bir sokakta bulan, Pembe Kapı adlı muhteşem öykünün anlatıcısı. Gerçeklik ile fantezi arasında gidip gelen bu hikâyeler, karakterlerini toplumumuzun çizdiği başarı – başarısızlık takıntısıyla yüzleştirirken, Guadalupe Nettel’in bu türde ulaştığı ustalığı da gözler önüne seriyor.
Önceki Yazı
Feroz Ahmad ve modern Türkiye tarihine adanmış bir akademik yaşam
“Her iki ciltte de yer alan makaleler, akademik yaşamının bütününü modern Türkiye’nin oluşumuna, Osmanlı’nın son dönemleriyle Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze uzanan siyasal tarihine adamış, Delhi’de dünyaya gelmiş Hindistanlı bir bilimcinin düşünce yöntemini de yansıtıyor.”