• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 1

K24'te yılın ilk vitrini... Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevleri tarafından bize gönderilen, dikkatimizi çeken; okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: 1939: Avrupa, Sovyetler Birliği, Türkiye / Bağlar Üzerine / Dünyalararasında / Joseph Conrad ve Otobiyografinin Kurgusu / Julia Kristeva: Anlamlandırılamayanla Yüzleşmek / Larousse Gastronomique / Satılık Hayat / Sürrealistlerin Hayatları / Telekız / Yolda Olmak

K24

@e-posta

VİTRİNDEKİLER

3 Ocak 2024

PAYLAŞ

Hazal Yalın
1939: Avrupa, Sovyetler Birliği, Türkiye
Notabene Yayınları
Aralık 2023
720 s.

29-30 Eylül 1938’de yapılan Münih Konferansı’ndan itibaren her şey savaşın kaçınılmazlığını gösteriyordu. Britanya’nın faşist Almanya’yı “yatıştırma” siyaseti gerçekte istedikleri her şeyi verip canavarı Sovyetler Birliği’nin üzerine salma projesiydi. Dünya felakete doğru koşarak giderken siyasi sorumluluk esas itibariyle bu iki ülkenin omuzlarındaydı; Britanya hükümetinin kuyruğuna takılı Fransa ve savaşa giden yolu adeta kolaylaştırmak için çabalayan Polonya da onlara katılıyordu. Herkes tehlikenin farkındaydı ve herkes pozisyon alıyordu; Orta Avrupa’nın askeri olarak da en güçlü ülkelerinden olan Çekoslovakya, Britanya ve Fransa’nın kışkırtması ve onayıyla nazi çizmeleri altında ezilirken Romanya ve Macaristan doğrudan doğruya faşist saflara hicret etmişti, Yugoslavya ve Yunanistan iç savaşa koşuyordu, Bulgaristan toprak kazanma peşindeydi, Baltık ülkeleri Kızıl Ordu tarafından işgalin eşiğindeydi.

Türkiye, daha İstiklal Savaşı günlerinden beri Sovyetler Birliği’nin yakın dostuydu ve görünürde öyle kalmaya kararlıydı. Atatürk’ün ölümünün ardından iç siyasetteki dalgalanma henüz dış siyasete tam anlamıyla yansımamıştı. Avrupa başkentlerinden Moskova’ya kadar herkes Türkiye’nin Sovyetler Birliği’nin müttefiki olarak kalacağına emin görünüyordu, ancak Ankara, kaçınılmaz savaşın kısa süreceği ve muhakkak İngiltere ve Fransa’nın zaferiyle biteceğini düşünüyordu...

Hazal Yalın yeni eserinde savaşın ufukta olduğu 1939 yılında, Avrupa, Sovyetler Birliği ve Türkiye ilişkilerini mercek altına alıyor. Dünya savaşa giderken Türkiye’nin ve diğer hükümetlerin siyasi manevralarını tüm ayrıntılarıyla gözler önüne sererek dönemin atmosferini ve aktörlerin siyasi tutumlarını nesnel bir yaklaşımla değerlendiriyor.
1939: Avrupa, Sovyetler Birliği, Türkiye, hem bir devam kitabı hem de önemli yeni tezler içeriyor. Yazarın 1945: Türkiye-SSCB İlişkileri adlı kitabı, savaşın son dönemine ait belgeler ışığında, Türkiye’nin bağımsızlıkçı siyasetten vazgeçerek sonunda NATO üyeliğine varan sürecin Batı’nın zoruyla değil, aksine Türkiye’nin isteğiyle gerçekleştiğini ortaya koyuyordu. 1939: Avrupa, Sovyetler Birliği, Türkiye ise bu sürecin tetiklendiği tarihi kesiti inceliyor ve temel tezi belgelere dayanarak formüle ediliyor: Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ve tek eksen kayması aslında savaş öncesinde, daha 1939’da gerçekleşmiştir.

Kitapta 1939 yılına ilişkin çok sayıda Sovyet belgesinden başka Türkiye ve İngiltere belgeleri de ele alınıyor. Eser, kapsamlı tarih anlatısından ve ortaya koyduğu tezlerden başka ek bölümdeki belgelerle de tarihçiler ve siyaset bilimciler için olduğu gibi tarih okuru için de ilgiyle okunacak bir kitap olma özelliği taşıyor.

Nilgün Tutal
Julia Kristeva: Anlamlandırılamayanla Yüzleşmek
Beyoğlu Kitabevi
Aralık 2023
140 s.

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesinde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Nilgün Tutal, entelektüel yaşamında merkezi bir yer tutan ve kimi kitaplarını Türkçeye çevirdiği ünlü psikanalist, dilbilimci, edebiyat teorisyeni Julia Kristeva ile diyaloga girerek onun düşüncesi eşliğinde insanlık durumlarına dair farklı temaları bir araya getiriyor.

Kitap, Kristeva’nın çalışmalarının 1970’lerden bugüne uzanan elli yılda nasıl bereketli bir zemin oluşturduğunu vazıh bir biçimde ortaya koyarken onun kavramsal anahtarlarından yararlanarak okurlarına “tiksinilen dişillik”ten sevginin türlerine, günümüze hâkim olan “anlam yitimi”nden “içedönük şiddet”e dek birçok konuda yeni kapılar açıyor. Kristeva’nın düşüncesini toplumsal cinsiyetle, psikanalizle, felsefeyle, edebiyatla harmanlayan ve yedi bölümden oluşan Julia Kristeva: Anlamlandırılamayanla Yüzleşmek, alanındaki ilk telif eser olma özelliğini taşıyor.

Kae Tempest
Bağlar Üzerine
çev. Mina Çakmak
Onagöre Tasarım ve Yayıncılık
Aralık 2023
160 s.

Bağlar Üzerine, yaratıcılığa ve yaratılıcığın yüreklendirdiği beraberliğe bir övgü. Tempest kendi sanatçılık deneyimine dayanarak, yaratıcılığın hem kendimizle hem de diğerleriyle ilişkilerimizi derinleştirmesinin olanakları üzerine düşünüyor. 

Özellikle pandemi sırasında çok daha sert hissettiğimiz kopukluk ve dağınıklığa karşı Tempest’in önerisi yaratıcılık yoluyla ulaşabileceğimiz bir müştereklik. Yaratıcılık, sanatsallığın ötesinde bir merak duygusu ve bizi harekete geçiren bir dürtü. Ana tezi bağlanma ve beraberlik ihtiyacımızın yaratıcılıkla karşılanabileceği olan bu manifesto, mistik ve mitik bir bakış açısını antikapitalist bir bağlamla buluşturuyor.

Ayhan Geçgin
Dünyalarasında
Metis Yayınları
Ocak 2024
104 s.

Dünyalararasında kıyamet sonrası bir dünyanın mesafeli dili ve uzlaşmaz üslubuyla yazılmış kısa ama yoğun bir edebi-felsefi metin.

Yazarın Uzun Yürüyüş’ünü okumuş olanlara aşina gelecek bir coğrafyada geçiyor roman. Bu sert iklimde dondurularak muhafaza edilmiş bir an, yazının imkânları ile geriliyor, çekiliyor, doku ve boyut değiştiriyor: Soyut ve saydam bir hale gelirken içinde buzullaşmış, tortulaşmış, fosilleşmiş birtakım şeyler, anılar, kırımlar, hayatiyetler de açığa çıkıyor.

Edward W. Said
Joseph Conrad ve Otobiyografinin Kurgusu
çev. Yonca Cingöz
Alfa Yayınları
Aralık 2023
304 s.

Uzun süren 19. yy. artık tamamlanmak üzeredir ama aynı zamanda birçok savaşa ve devrime gebedir. Tam bu zamanlarda, yirmi yıllık denizcilik hayatından emekli olan Conrad yazarlık hayatına başlamıştır. Bol maceralı geçen hayatı, edebi eserlerine yansıyacaktır.

Conrad’ın yaşamını ve eserlerini tüm yönleriyle ele alan Said bize, Conrad’ın hem biyografisini hem romanlarına düşen otobiyografik yansımayı hem de tüm bunların ayrıntılı bir izleğini sunmaktadır.

Said’in Harvard Üniversitesi’nde Monroe Engel ve Harry Levin’in danışmanlığında yazdığı doktora tezini güncelleyerek hazırladığı Joseph Conrad ve Otobiyografinin Kurgusu “Conrad’ın bilincinde çıkılan bir fenomenolojik keşiftir.” Bu kitap, Conrad’ın novellasının, G. Jean-Aubury’nin 1927’de, yazarın ölümünden üç yıl sonra düzeltip yayımladığı mektuplarıyla nasıl dolayımlandığı ve hatta pekiştiği üzerine uzun soluklu, titiz bir incelemedir.

–Andrew N. Rubin

Larousse Gastronomique
Dünyanın En Büyük Mutfak Ansiklopedisi
çev. Heval Bucak, Erol Üyepazarcı, Birsel Uzma, Eray Canberk
derleyen: Joel Robuchon
Oğlak yayınları
Ocak 2024, ilk baskı 2006
1112 s., büyük boy

“Yalnız Fransız mutfağı için değil, yemek pişirmenin genelinde en önemli
ve en güvenilir bilgi kaynağım olmuştur.”    –Julia Child

“Fransız mutfağının gerçek sözlüğü. Bir şefe tek kitap için izin verilseydi,
o kitap Larousse Gastronomique olurdu.”   –Mario Batali

“Larousse Gastronomique’im ilk kitaplarımdandır. Haftalarca yatakta
bir soruya cevap ararken dört başka soruyla karşılaştım.”    –James Peterson

“Sözlükle öğreten dilbilgisi öğretmeni gibi, aşçıları da kavramlar için
Larousse Gastronomique’e yönlendiririm.”    –Charlie Trotter

“Larousse Gastronomique standardı koyar. Başka yerde bulamadıklarım için
ona başvururum.”   –Sheila Lukins

“Üç yıllık çırak eğitimim sonunda Larousse Gastronomique armağan
edilmişti. O günden beri her gün kullandım.”    –André Soltner

“En sevdiğim başucu kitabı. Hep güvendim.”    –Nick Malgieri

“Webster sözlüğü kıskançlıktan öl! Gerçek sözlük bu işte!”    –Ming Tsai

1048 sayfa ansiklopedi ve 64 sayfa özel ekler... Dört yüzü günümüz
büyük şeflerinden olmak üzere üç bini aşkın yemek tarifi... Dört bini
aşkın terim, tanım, teknik, tarih, kültür ve her türlü gıdayı içeren
ansiklopedi maddesi... Olağanüstü güzellikte 200’ü aşkın fotoğraf ve tablo... Günümüz gurmelerinin tümünü mutlu edecek kitap!

Yukio Mişima
Satılık Hayat
çev. Devrim Çetin Güven
Can Yayınları
Aralık 2023
240 s.

“Hayatımı satıyorum. Benden dilediğiniz şekilde istifade edebilirsiniz. 27 yaşında bir erkeğim. Mahremiyetinizin ve kişisel bilgilerinizin korunması teminatım altındadır.”

27 yaşındaki reklam metni yazarı Hanio Yamada başarısız intihar girişiminden sonra yerel bir gazeteye ilan vererek yaşamını satılığa çıkarır. Çok geçmeden de çeşitli müşteriler tarafından aranmaya başlar fakat kendisine iletilen talepler giderek tuhaflaşırken hayatı da son derece absürd olaylarla dolu bir dedektif hikâyesine dönüşür.

Satılık Hayat’taki Japonya, yazarın birçok kitabında karşılaştığımız onurlu savaşçıların ve kusursuz tavırların Japonya’sı değil, Amerikanlaştırılmış, modernitenin içine gömülmüş ve derin bir belirsizliğin pençesine düşmüş 1960’ların Japonya’sıdır. Zamanında tefrika halinde yayımlanmış ve diğer metinlerinden konusu, üslubu itibarıyla son derece farklılık gösteren bu kitapta Mişima yaşamı boyunca kendisini meşgul eden karanlık temaları hiciv yoluyla çarpıcı bir şekilde ele alıyor.

“Sürükleyici, çılgın bir hikâye… Kitabı çekici kılan hafifliği ve tuhaflığı.” –The New York Times

“[Japonya’nın] en büyük edebiyatçılarından birinden merak uyandırıcı bir pulp fiction...” –The Guardian

Desmond Morris
Sürrealistlerin Hayatları
çev. Ebru Kılıç
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ocak 2024
272 s.

Magritte ile Miró kadar birbirinden farklı iki sanatçının beraber yer aldığı başka hiçbir sanat hareketi tarihte görülmez. Bunun nedeni sürrealizmin bir sanat hareketi olarak değil, bir felsefi strateji olarak doğmuş olmasıdır. Sürrealizm bir yaşam tarzıydı; Birinci Dünya Savaşı’nda dünyaya korkunç bir kıyım yaşatmış yerleşik düzene karşı bir başkaldırıydı. Bilinçdışının kuytuda kalmış, en karanlık yanlarından beslenen sürrealist yapıtlar gerçekten olağanüstüydü ve uluslararası bir nitelik taşıyordu.

Tanınmış yazar ve sürrealist sanatçı Desmond Morris kitabında sürrealistlerin çalışmalarını çözümlemeye çalışmak yerine onlara insan olarak, sıradışı bireyler olarak bakıyor. Bu sanatçıların kişilikleri nasıldı; güçlü ve zayıf karakter özellikleri, tercihleri nelerdi? Sosyal bir hayat mı sürüyorlardı, yoksa münzevi miydiler? Ayrıksı ve cüretkâr mı, yoksa içe kapanık ve çekingen miydiler?

Morris’in aktardığı komik, sarsıcı, eğlenceli anekdotlar sürrealist felsefeye yaklaşım açısından sanatçıların eserlerinde ve hayatlarında gözlenen çarpıcı değişkenliği de açığa çıkarıyor. Yazarın kişisel tanıklıklarından faydalanılan kitapta, sürrealistlerin yaşam öyküleri, mizaçları ve çoğu zaman karmaşık aşk hayatları, sanatçıların fotoğrafları ve eserleriyle birlikte çok canlı bir tarzda resmediliyor.

Tanguy Viel
Telekız
çev. Mehmet Emin Özcan
İletişim Yayınları
Aralık 2023
129 s.

Telekız  patriyarkanın ve politik bir gücün karşısında, “rıza” denen şeyin nasıl aşınabileceğini anlatan cesur bir roman.

Fransa’da küçük bir kent ve burada oluşan tuhaf bir üçgen: en tepede Laura, yirmi yaşında, terk ettiği memleketine dönmüş, evsiz ve parasız; bir yanda babası Max Le Corre, ünlü boksör ve ringde olmadığı zamanlarda belediye başkanının şoförü; karşı köşede parlak siyasetçi, deneyimli belediye başkanı Quentin Le Bars… Bir gün Max, kendince masumane, kızı için belediye başkanından yardım ister: Laura’nın kalacak bir yere ihtiyacı vardır. İşte o andan sonra işler çığırından çıkar. Şimdi Laura, iki polis memurunun önünde, onların ikna olmaz ve şüpheci tavırlarının karşında yılmayarak, bir şikâyet dilekçesi yazdırmaktadır.

Tanguy Viel karanlık ve gerilimli atmosferler yaratmadaki maharetini bir kez daha gösteriyor.

“Temel gücünü üslubundan alan bir romanı övmek zor iştir. ‘İşte Tanguy Viel, mükemmel!’ demek istersiniz. Çünkü Viel üslubu diye bir şey var, tüm büyük yazarlar gibi.”

–Mohammed Aïssaoui

Kadir Işık
Yolda Olmak
İthaki Yayınları
Aralık 2023
168 s.

İlk kitabı Herkesten Uzakta ile 2022 Vedat Türkali Öykü Ödülü’ne layık görülen Kadir Işık’tan bir gezi/anlatı: Yolda Olmak.

Tiflis’ten Bakü’ye, Tebriz’ten Kirmanşah’a, Süleymaniye’den Midyat’a…

Doğu’nun altın şehirlerinde dolaşan Kadir Işık, kadim medeniyetlerin kalıntıları arasında sınırların ayırdığı sofralara davet ediyor okuru. Ortadoğu’nun parıldayan renklerini, zengin çarşılarını ve “gönüllü” insanlarını olduğu kadar çözümsüz sorunlarını, adaletsizliğini ve iktidarlarının yarattığı yapay husumetleri de taşıyor metnine.

Daima yolda olmaya, keşfetmeye…

“Oysa sınır benim için birbirinin aynı olan iki halkın arasına çekilmiş çizgiden, insanları bölmekten öte bir anlam taşımıyor. Benim dünyamda bir önemi yok, anlamsız. Toplumları birbirinden ayırmak, insanları birbirine düşman etmek, yabancılaştırmak, özgürlüklerini kısıtlamak için örülmüş kalın duvarlar. Hiç kuşkusuz zamanla incelecek o duvarlar, gittikçe ortadan kalkacak, eğer sermaye bu kadar güçlü, para tapınılası bir meta olmasaydı…”

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • 1939: Avrupa, Sovyetler Birliği, Türkiye
  • Bağlar Üzerine
  • Dünyalararasında
  • Joseph Conrad ve Otobiyografinin Kurgusu
  • Julia Kristeva: Anlamlandırılamayanla Yüzleşmek
  • Larousse Gastronomique
  • Satılık Hayat
  • Sürrealistlerin Hayatları
  • Telekız
  • Yolda Olmak

Önceki Yazı

TADIMLIK

İoanna Kuçuradi'ye armağan

Kuçuradi’nin öğrencisi Elif N. Hamidi tarafından yayına hazırlanan Ömrümüzü Yönlendiren Rastlantıların Kavşağında: İoanna Kuçuradi  başlıklı armağan kitap, yolu bir şekilde İoanna Kuçuradi ile kesişen 52 kişinin yazılarından oluşuyor ve “bir kişi olarak İoanna Kuçuradi”nin portresini ortaya koyuyor. Kuçuradi Felsefe ve İnsan Hakları Vakfı Yayınları’ndan önümüzdeki günlerde basılacak olan kitaptan, Cemal Güzel ile Zeynep Altıok Akatlı'nın yazdıklarını Tadımlık olarak sunuyoruz...

K24

Sonraki Yazı

ELEŞTİRİ

dünya (niye) çok uzak!

“Kitabın tümünü okuyunca şöyle bir sahne canlanıyor gözümde: Açık bir alanda, kar üstünde bir ateş yakılmış ve şair ateşin başından sesleniyor gibidir. Herkesi o ateş başına çağırarak; herkese 'felaket'i sorarak, sordurmak isteyerek, acısı güçlü bir tutkuyla sesleniyor. Yas içinde çılgın bir şenlik ateşi; Nietzsche’nin Zerdüşt’ü gibi.” 

MAHMUT TEMİZYÜREK
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist