Eylemin ayrımsanan gücünün göstergesi olarak
Süprematik biçim
Kazimir Maleviç'in Süprematizm / Otuz Dört Çizim adlı kitabı Arketon Yayınlarından gelecek hafta çıkacak. Maleviç'in süprematizme dair kitaptaki yazısından kısa bir bölümü Tadımlık olarak yayımlıyoruz.
Kazimir Maleviç, Ev İnşaatı, 1915.
Süprematizmle ilgili çalışmalarımın yer aldığı bu küçük kitabı yayımlamayı dostlarım önerdi. Kitabı olabildiğince iyi ve eksiksiz bir biçimde yayımlamak isteseler de, planladıkları tasarının yalnızca küçük bir kısmı gerçekleşebildi. Kitapta az sayıda inşa, siyahtan griye varan değerlerle basıldı. Maddi olanaklar, çalışmaları olduğu gibi yayımlamaya yetmedi. Süprematizm siyah, kırmızı ve beyaz karelerin sayısına göre üç döneme ayrılıyor: Siyah, renkli ve beyaz dönemler. Son dönemde beyaz biçimler beyaz üzerine uygulandı. Üç gelişim dönemi 1913'ten 1918'e kadar sürdü. Dönemlerin inşai gelişimi tümüyle düzlem üzerinde gerçekleşti. Bunların temelinde, tek bir düzlemde statik gücü ya da dinamik dinginliği aktarmanın ekonomik ilkesi yatıyordu. Eğer şimdiye dek, her türlü biçim, bu dokunma duygusunu, birbiriyle bağlantılı biçimler arasındaki sayısız karşılıklı ilişkiler yoluyla –biçimlerin oluşturduğu organizmadaki çeşitli ilişkiler aracılığıyla– ifade ediyorsa, bunun nedeni, düzlemde ya da hacimde ekonomik geometrizmle elde edilmiş olmalarıdır. Eğer bütün biçimler tümüyle faydacı bir yetkinliğin anlatımı olarak görünüyorsa, süprematik biçim de eylemin ayrımsanan gücünün ve somut dünyanın faydacı yetkinliğinin göstergesinden başka bir şey değildir. Biçim, sadece durumun dinamizmini gösterir ve bir uçağın mekânda izlemesi gereken yolun göstergesidir. Uçağın bu yolu izlemesi motor aracılığıyla ya da beceriksizce yapılmış, felakete yol açabilecek bir makinenin ilerleyip mekânı aşmasıyla değil, biçimin, bazı manyetik ilişkilerle, fiziksel doğaya uyumlu bir biçimde doğal eylem içine yerleşip yol göstermesiyle gerçekleşir. Bu biçim belki de tüm doğal güçlerin etkileşiminden oluşacak ve bu yüzden motora, kanatlara, benzine gereksinimi olmayacak, yani gövdesi bir bütün oluşturan çeşitli organizmalardan oluşmayacaktır.
Süprematik aparat –böyle denebilirse– tek blok olacak, hiçbir bağlantı öğesi olmayacak. Blok, yetkinliğin yaşamını içinde taşıyan bir yerküre gibi tüm öğelerle birleşik olacak, böylece inşa edilen her süprematik gövde doğal organizasyona katılacak ve yeni bir uydu oluşturacak; sadece mekânda hareket eden iki gövde arasındaki ilişkiyi bulmak gerekecek. Dünya ve ay arasında, tüm öğelerle donatılmış yeni bir süprematik uydu inşa edilebilir, yeni uydu yörüngede hareket ederek kendi yeni yolunu oluşturacak. Hareket halindeki süprematik biçimi inceleyerek, herhangi bir gezegene doğru düz bir hareketin, ancak gezegenler arasında bir halka biçiminde hareket eden ara süprematik uydular aracılığıyla, uydudan uyduya düz bir halka çizgisi oluşturarak başarılabileceği sonucuna varıyoruz. Süprematizm üzerinde çalışırken, onun biçimlerinin dünya yüzeyinin teknik özellikleriyle hiçbir ilgisi olmadığını keşfettim. Tüm teknik organizmalar da küçük uydulardan başka bir şey değildir; tüm canlı dünya, mekânda uçmaya ve özel bir yer işgal etmeye hazırdır. Çünkü aslında her bir uydu zihinle donatılmıştır ve kendi kişisel yaşamını sürdürmeye hazırdır. Gezegen sistemlerinin devasa ölçeğinde de aynı biçimde bir dağınıklık ve kimi durumların ayrılması ortaya çıktı; bunlar kendi başlarına bir yaşam kurarak, tüm dünya inşasını oluşturan bir sistem yarattılar ve yaşamlarını güvence altına almak ve felaketi önlemek için dostça bir bağ kurdular. Süprematik biçimler, bir soyutlama olarak, faydacı bir yetkinlik haline geldi. Artık dünya ile ilgileri yok, herhangi bir gezegen ya da bütün bir sistem gibi incelenip araştırılabilirler. Dünya ile ilgileri yok derken, onu terk edip bırakmayı kastetmiyorum, sadece gelecekteki süprematik dünyanın teknik organizmalarının prototiplerinin, tümüyle faydacı bir gereklilikten kaynaklandığını ve bu gerekliliğin onların bağı olduğunu belirtmek istiyorum.
Her bir teknik organizmanın anlamı, aynı amaca ve niyete sahiptir ve süprematik tuvalde gördüğümüz alana girme fırsatı arar. Tuval nedir, içinde ne betimlenmiştir? Tuvali incelediğimizde, öncelikle içinde yaşamı keşfettiğimiz bir pencere görürüz. Süprematik tuval beyaz alanı gösterir, mavi alanı değil. Nedeni açıktır: Mavi, sonsuzluğu gerçekçi bir biçimde yansıtmaz. Görme ışınları sanki bir kubbeye çarpar ve sonsuza ulaşamaz. Süprematik sonsuz beyaz, görme ışınının sınırla karşılaşmadan ilerlemesini sağlar. Ama biz hareket eden cisimleri, hareketlerini ve açığa çıkacaklarını görüyoruz. Bu sistemi icat ettikten sonra, tüm varlıklarını açığa çıkarmak ve bulmak için gelip geçen biçimleri araştırmaya başladım ve bunlar tüm maddi dünyanın bir parçası haline geldi. Açıklama büyük bir çalışma gerektirir. Renkli düzenin süprematik biçimlerinin oluşturulmasının, renk, biçim ve figürle ya da estetik bir gereklilikle hiçbir bağlantısı yoktur; siyah ve beyaz dönemler de böyledir. Süprematizmde en önemli şey, iki temel olan siyah ve beyazın enerjisidir; bunlar, eylemin biçiminin açığa çıkmasına hizmet ederler ve ekonomik tasarrufun tümüyle faydacı gerekliliğini öne sürerler, bu yüzden renk ortadan kalkar. Yapıtlarda renkli veya tonlu anlatım, estetik bir olgudan değil, malzemenin kökeninden, enerji topaklarını ya da biçimlerini oluşturan öğelerin bileşiminden kaynaklanır. Şimdi, eğer her biçim ya da her tür malzeme, hareketini renklendiren enerji ise, o zaman, sonsuz yaratımda malzemelerin değişimi ve yeni enerji bileşimlerinin oluşumu ortaya çıkar, dolayısıyla, her hareket dizisi ekonomik nedenlerle biçimi değiştirir ve renk de görünümünü değiştirir. Enerji bileşimli malzemelerin biçimi olarak kent, renklerini kaybetmiş ve siyah ile beyazın egemen olduğu tonlara bürünmüştür.
KAZİMİR MALEVİÇ
Vitebsk, 15 Aralık 1920.
Süprematizm / Otuz Dört Çizim
Çeviri ve kitap tasarımı: Aykut Köksal
Arketon Yayınları
Ekim 2025
80 sayfa
(Kitap 550 adet basılmış ve tümü numaralanmıştır.)