• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Eva Braun’un ev filmlerinde

Hitler faşizminin gündelik hali

“Braun’un ev filmleri, II. Dünya Savaşı dönemine ait nadir renkli görüntüler sunarken, şiddeti de görünmez kılıyor.”

Eva Braun Der laufende Berg ("Koşan Dağ", Hans Deppe, 1941) filminin setinde film çekerken.

DİLAN SALKAYA

@e-posta

SİNEMA-TİYATRO-TV

7 Ağustos 2025

PAYLAŞ

Eva Braun, 6 Şubat 1912’de Münih’te doğdu. On yedi yaşındayken, Adolf Hitler’in özel fotoğrafçısı Heinrich Hoffmann’ın yanında çalıştığı sırada Hitler’le tanıştı. Yaklaşık on üç yıl devam eden birliktelikleri kamuoyundan gizlendi.

Eva Braun ve Adolf Hitler, 29 Nisan 1945’te, Berlin’deki yeraltı sığınağında (Führerbunker) evlendiler. Evlilikleri sadece bir gün sürdü. 30 Nisan 1945’te, aynı sığınakta siyanür kapsülü yutarak intihar ettiler. Cesetleri, Berlin’e giren Sovyet ordusunun eline geçmesin diye Hitler’in emri üzerine yakıldı. Ve tarihte hiç konuşulmayan “Eva Hitler” gerçeği yalnızca bir gün sürdü. Eva Anna Paula Braun, Eva Hitler, “Hitler ile ölümü göze alan kadın” ya da tarihte konuşulmayan kimliğiyle, sinemacı Eva Braun… Braun’un pek çok şapkası vardı, ya da birden fazla Eva Braun.

Adolf Hitler ve Eva Braun.

Eva Braun, Hitler’in özel yaşamını ve Nazi Almanyası’nın son günlerini anlatan filmlerde çoğu zaman yan karakter olarak yer alsa da, onun kişisel hayatındaki en önemli figürlerden biriydi. Hitler ona 1936’da ev tipi bir kamera hediye etti[1] ve Eva Braun film çekmeye başladı. Braun’un, Hitler’in Obersalzberg’deki dağ evini, manzaraları, eve girip çıkan Nazilerin gündelik yaşantısını takip eden, dönemi için istisnai sayılabilecek renkli ev filmleri[2] Washington DC’deki Ulusal Arşiv ve Kayıtlar İdaresi’nde (NARA) muhafaza ediliyor. Arşivde yer alan dokuz makara 16 mm sessiz film, 1938 ve 1944 yılları arasında üretilen yirmi sekiz orijinal makaradan kopyalandı.[3] 2019’da filmlerin dijitalleştirilmesi tamamlandı[4] ve yapay zekâyla analiz edilen filmlere altyazı eklendi.[5] Bugün Eva Braun’un tüm ev filmlerini online olarak seyredebiliyoruz.

Eva Braun’un renkli ev filmleri, Braun ailesinin neşeli anlarını, arkadaşlarıyla spor yaptıkları zamanları, kır yürüyüşlerini, aile toplantılarını, gençlerin ev buluşmalarını, kutlamaları, Hitler ve Braun’un evcil hayvanlarını, Avrupa yolculuklarını gösteriyor. Eva Braun’u su kayağı yaparken, yüzerken ve güneşlenirken (Nasyonal Sosyalizmin teşvik ettiği sağlıklı bir beden ve ruh), çiçek toplarken, hayvanlarını severken ya da Hitler’in bir numaralı adamlarıyla keyifli vakit geçirirken görüyoruz. Bu görüntüler aynı zamanda Berghof’taki üst düzey Nazi yetkililerinin yaşamlarını titizlikle belgeliyor. Adolf Hitler’in yanında özel sekreteri Martin Bormann, resmî fotoğrafçısı Heinrich Hoffmann, doktoru Theodor Morell, başyaveri Wilhelm Brückner, propaganda bakanı Joseph Goebbels, Hitler Gençliği lideri Baldur von Schirach gibi isimler de görülüyor. İyi giyimli Naziler şezlonglarda güneşleniyorlar. Çocukları şen şakrak, Hitler’in bahçesinde vakit geçiriyor. Ev yapımı kekler eşliğinde çay partileri veriyorlar. Ortam çoğu zaman neşeli görünüyor. Eşsiz manzaraya bakıp muhteşem bir doğanın içerisinde gezintiye çıkıyorlar. Kadınlar son derece sevecen; Nazilerin Alman kadını için çizdiği mütevazı, sadık, vatanına bağlı kadın imajını tamamlıyorlar. Tüm bu anların, Hitler’i ve yakın çevresini konu edinen belgesellerde ve filmlerde yeniden canlandırıldığını biliyoruz.

Yukarıda, Eva Braun’un filminde Braun ve Hitler kayalıkta yürüyüşteler. Aşağıda, Aleksandr Sokurov’un Moloch (1999) filminde, Nazileri kayaların üzerinde, doğa yürüyüşünde görüyoruz.
The Bunker (George Schaefer, 1981) filminde Eva Braun ve Hitler, Braun’un kamerasıyla birbirlerini çekiyorlar. Hitler’i Anthony Hopkins canlandırıyor.
Aleksandr Sokurov’un Moloch (1999) filminde Braun spor yapıyor.
Eva Braun kendi filmlerinde spor yaparken.

Eva Braun’un her zaman ayrıcalıklı ve rahat bir yaşam sürdüğü düşünülür. Filmlerine bakılırsa, Nazi düzenindeki diğer birçok kadının aksine, Hitler ve diğer üst düzey yetkililerle çok yakın bir ilişkisi vardı ve bu ilişkiler ona özgürlük tanıdığı kadar, onu ayrıcalıklı bir konuma da yerleştiriyordu. Elinde kamerasıyla keyifli anları kaydeden Braun, tarihte sinemacı kimliğiyle hiç konuşulmadı. Eğer çektikleri propaganda amacı taşıyan görüntüler değilse, farklı çekim tekniklerinin ve açıların kullanıldığı, yakın çekimle duygunun, uzak planlarla manzaranın ve mesafenin aktarıldığı kısa filmlerdi bunlar. Ama eğer propaganda amacı taşıyorlarsa, belki Goebbels’in ve Hitler’in de kontrolünde, ölümlerinden sonra alternatif birer imaj yaratmak için güçlü kaynaklar olarak kullanılacaklardı. Bunun cevabını hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Eva Braun filmlerinden detaylar.

Yıllar içinde Braun’un filmleri pek çok başka film[6] ve proje için değerli birer kaynak haline geldi. Bir Alman yapımına ilk entegrasyonları ise 1953 yapımı Bis Fünf Nach Zwölf - Adolf Hitler und das 3. Reich (Until five past twelve - Adolf Hitler and the Third Reich) ile gerçekleşti. Bu film, 1914’te I. Dünya Savaşı’nın başlangıcından, 1945’te Nazi yönetiminin sonuna kadar geçen otuz yıllık dönemi ele alıyordu. Kasım 1953’teki prömiyerinin ardından, “Nazi özlemlerini canlandırabileceği” endişesiyle İçişleri Bakanı Gerhard Schröder tarafından sansüre uğradı ve ülke çapında yasaklandı.[7] Eva Braun filmleri hakkında süren en önemli tartışmalardan biri de, filmlerin renkli ve neşeli oluşları nedeniyle Nazilerin ve Hitler’in olumlu algılanmasına yol açmaları.

‘70’lerde Eva Braun’un filmleri adeta yeniden keşfedildi ve tartışılmaya başlandı. Roger Odin’in incelemeleri, Frances Guerin’in yazıları, Braun’un filmleri ve imgeleri üzerine kapsamlı tartışmalar sunuyor. Son dönemde bu filmler üzerine yapılmış en etkileyici çalışma ise Aleksandra Miljković’e ait. Eva Braun’un ev filmlerine odaklanan Miljković,[8] filmlerin kökenini, nasıl üretilip korunduklarını ve nihayetinde nasıl erişilebilir hale getirildiklerini inceliyor. Çalışmanın en dikkat çeken yanı, Braun’un filmlerinin Hitler’in “sıradan bir adam” olarak algılanmasını şekillendirdiği ve aslında bu filmlerin de propaganda amacı taşıdığı.

Dans eden Hitler.

Eva Braun’un filmleri Hitler’in kamuoyuna yansıtılan sert, otoriter imajını yıkıyor. Öte yandan köpeği Blondi ile oynayan, onu öpüp sarılan, çocukların elini sıkıp başını okşayan, gülümseyen, o meşhur kısacık sahnede dans edip eğlenen Hitler görüntüsünün, Hitler’in yarattığı yıkımı gölgeleyebileceği yönünde tarihsel bir tartışma da mevcut. Braun’un ev filmleri, II. Dünya Savaşı dönemine ait nadir renkli görüntüler sunarken, şiddeti de görünmez kılıyor. Aynı yıllarda, Braun’un kamerasının çekmediği yerlerde, on binlerce tutsak işkence görüp öldürülecekleri, fırınlarda yakılacakları Dachau toplama kampına götürülüyordu.

Eva Braun’un filmlerinde Hitler çocukları seviyor.
Himmler, Heydrich ve Wolff, Berghof’ta.
Hitler, köpeği Blondi’yi seviyor. 1945’te Berlin’de intihar etmeden önce siyanür kapsüllerinden birini Blondi’nin üzerinde denedi ve Blondi öldü.

Oliver Hirschbiegel’in Downfall (Der Untergang, 2004) filmi, Berlin’in düşüşü sırasında Hitler ve çevresinin son günlerini anlatır. Eva Braun sığınağın içinde dans eden, neşeli ama trajik bir figür olarak yer alır. Downfall ile sık sık karşılaştırılan ve televizyon formatı için üretilen The Bunker (1981) da aynı miti takip eder. Fransa yapımı Autant En Emporte L’histoire (1949) ise Eva Braun’un bir fahişe olduğu anlatısını ekler. Ancak tüm bu filmlere bakılırsa, Eva Braun renkli, hareketli bir kişiliğe sahipti. Spora, doğaya ve hayvanlara düşkün, eğlenmeyi seven, daima gülümseyen biriydi. Bu algıyı şüphesiz Eva Braun filmlerindeki Eva’nın kendisi inşa etti. Ancak örneklerin en ilginç ve ayrıksı olanı, Aleksandr Sokurov’un Moloch’u (1999).[9]

Moloch’ta Sokurov tüm beklentileri altüst eder. Nevrotik ve hipokondriyak, uyuşukluk ve çürüme içinde bir Hitler izleriz. (Leni Riefenstahl’ın Nazi propagandası yapan filmlerine oldukça zıttır.) O kadar şuursuzdur ki, Auschwitz’den bile haberi olmadığını söyler. Goebbels dahil çevresindeki herkes soytarı gibidir. Sokurov kötülüğün doğasını karikatürize bir şekilde tasvir etmeye çalışır. Bunu yaparken sanki Alman Dışavurumculuğunu da takip eder. Perspektifi büker, alan derinliğiyle oynar ve ortaya faşizm ve estetik üzerine görsel bir eleştiri çıkarır. Film Cannes’daki galasında tepkiyle karşılanır. Filmde Eva Braun’un çiçeklere ve spora merakını farklı sahnelerde tekrarlayan, uzak planları ve siluetleri sıklıkla kullanan, Braun’un filmlerindeki manzaraları yeniden üreten Sokurov adeta Braun’un kamerasını ödünç almış gibidir. Filmde Braun, Hitler’i “kocaman bir sıfır” olduğu halde sevdiğini söyler. Sokurov, Braun’u ayrıcalıklı değil, trajik bir kadın olarak düşünür; çünkü aşk uğruna kendini feda eden bu kadın trajik bir hayata mahkûmdur.[10] Nihayetinde Sokurov faşizm altında sevginin hiçbir şey ifade etmediğini ima eder. Ortaya bambaşka bir Braun portresi koyar; belki de gerçekte olanı.

Moloch’un açılış sahnesi: Eva Braun, Berghof’un yüksek duvarlarında, sislerin arasında, tek başına dans ediyor.

Swastika ve Lutz Becker: Geçmişle yüzleşme

Şimdi konuya farklı bir açıdan bakalım. Philippe Mora’nın yönettiği ve Lutz Becker’in yapımcılığını üstlendiği Swastika (1973) belgeseli, aynı yıl Cannes Film Festivali’ndeki prömiyerinde protesto edildi ve tartışma yarattı. Söylenenlere göre insanlar ekrana bağırıp çağırdı, sandalye fırlattı; filmin bir kopyası çalındı, yakıldı ve külleri Fransa’daki Yahudi mezarlarına törenle serpildi.[11] Çünkü belgeselin Hitler’i “insanlaştırdığı” düşünüldü. Belgesel herhangi bir yorum içermeksizin, Eva Braun’un çekimlerinin de dahil olduğu arşiv malzemeleri, görseller ve haber görüntülerinden kesitlerle Nazi Almanyası’nın bir portresini içeriyordu. Eleştirmenlere göre yorumsuz görüntülerin olumlu algılanma riski vardı. Dahası, Swastika görüntüleri açıklamasız bırakmakla kalmadı, kimi görüntülere ses kuşağı ekleyerek orijinal materyali de çarpıttı.

Swastika’nın yapımcısı, Alman yazar, sanatçı ve sinema tarihçisi Lutz Becker, 1941’de Berlin’de doğdu. Çocukluğu saldırılar altındaki şehrin ürkütücü atmosferinde geçti. Bu yılları anlatırken, “Bombalar düştüğünde –çok uzaklara bile– hava basıncındaki değişim muazzam ve olağanüstüydü. (…) İnsanların kulakları, burunları ve gözleri kanardı. Ben sağır ve kulak çınlaması olan biri olarak dünyaya geldim. (…) Korkusuz büyüyen çocukları kıskanırım” diyecekti. Soğuk Savaş’a da tanıklık eden Becker, Üçüncü Reich gerçeğiyle yüzleşen ilk Alman kuşağına mensuptu. 1950’lerde sinemaya ilgi duyduğunda, çocukluğu üzerine uzun uzun düşünüyordu. Becker, Eva Braun’un 16 mm Siemens sinema kamerası tuttuğu bir fotoğrafını ilk kez Bundesarchiv’de bulduğunu hatırlıyor.[12] Bu fotoğrafı gördüğünde, Barun’un film de çekmiş olabileceğini düşünmeye başladı. 1940’larda, Braun’un bir ev filmleri koleksiyonu olduğu haberlerini de duymuştu.

Becker, Nisan 1970’te Phoenix, Arizona’daki bir sinema tutkunları toplantısında, ABD ordusundan emekli biriyle tanıştı ve bu kişi ona Hitler’in dağ evinde film kutusu yığınlarının olduğunu söyledi. Becker film kutularını bulmak için önce Washington DC’deki Ulusal Arşiv kataloğunu taradı, ancak sonuç alamadı. Bir yıl sonra, 1920’ler ve ‘30’larda Almanya’nın Nazileştirilmesi hakkında bir belgesel dizisi için danışman olarak çalışması istendiğinde, Eva Braun arşivi üzerine ABD Ulusal Arşivleri’ni derinlemesine araştırma imkânına erişti. 1972’de Eva Braun’un renkli ev filmlerine ulaştı.

Swastika’ya dönecek olursak; belgesel tepkiyle karşılandı, çünkü Hitler’in hayvan ve çocuk seven, gülen, çay içen “amca” imajı kabul edilemezdi. Çünkü tüm bunlar Leni Riefenstahl’in filmlerinde çizilen Hitler imajına tersti. İnsanların alışkın olduğu siyah-beyaz Nazi görüntüleri bir miti yerle bir etmişti. Braun’un renkli filmlerinde samimi ve tanıdık gelen his bir neslin algısını değiştirdi ve bu filmleri ortaya çıkardığı için Lutz Becker yıllarca suçlandı. Ancak Becker açısından süreç kendi geçmişiyle hesaplaşmakla, korku dolu çocukluğuyla yüzleşmekle ve acıyı kabul etmekle ilgiliydi.

Film ve dizi tarihine bakıldığında, diktatörleri konu edinen pek çok projenin katili meşrulaştırdığı, geçmişi unutturmaya ya da manipüle etmeye çalıştığı, sinemanın empati gücünü kullanıp izleyici nezdinde affetmeyi ya da anlamayı kolaylaştırdığı, Hannah Arendt’i hatırlayarak, “kötülüğü sıradanlaştırdığı” yönünde eleştiriler aldığını görürüz. Örneğin The Death of Stalin (2017) ya da Stalin (1992) gibi filmler, Stalin’in zayıf yönlerini, yalnızlığını ve açmazlarını vurgulayıp onu insanlaştırıyor ve yaptıklarını yumuşatıyor diye eleştirilmişti. Stalin’i canlandıran Robert Duvall, “bir katili dramatize etmekle” suçlanmıştı. Benzer şekilde, Vincere’de (2009) Mussolini’nin, El Conde’de (2023) ise Pinochet’nin zaaflarını görmek kimi eleştirmen ve izleyicilerden tepki aldı. El Conde, Şili’de bazı televizyon kanallarında gösterilmedi. Pinochet dönemini araştıran Act of God (1980) belgeseli Şili’de uzun süre yasaktı. Proje İngiltere’de tarafsız kalmamakla eleştirilip yayından kaldırıldı. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Yönetmenin, yapımcının, dahası oyuncunun sorumluluğu nedir tartışması bir sonuca ulaşmış değil.

Eva Braun çiçek topluyor.

Yazıyı sonlandırırken, Jonathan Glazer’ın, Martin Amis’in aynı adlı romanından uyarladığı The Zone of Interest[13] (2023) filmini de anmak yerinde olacak. The Zone of Interest, vahşeti gündelik hayattaki “kötülük çiçekleri” olarak karşımıza çıkaran, olağanın dışında bir Holokost filmi. Jonathan Glazer imzalı filmin henüz afişinde karşımıza çıkan kırmızı çiçeğin ardında, kötülük çiçeklerinin dört yanı sardığı koca bir bahçe gizli. Bu bahçeyi Eva Braun’un filmlerinde de görmek mümkün. Hitler’in bahçesi rengârenk çiçeklerle çevrili. Braun’u farklı zamanlarda çiçek toplarken görüyoruz.

Eva Braun’un ev filmlerinde Hitler bahçede yürüyüş yapıyor.
The Zone of Interest (Jonathan Glazer, 2023)

The Zone of Interest’te Auschwitz komutanı Rudolf Höss ve ailesi kampın yanı başındaki “cennet bahçesi”nde yaşıyor. Höss ailesinin evi steril, kusursuz düzenlenmiş, güneşle yıkanan masmavi gökyüzünün altındaki bir bahçenin içinde. Çocuklar, köpekler, hizmetçiler, küçük bir havuz, bereketli tarlalar ve rengârenk çiçeklerle mutlu bir hayat sürüyorlar. Her şey o kadar renkli ve parlak ki, adeta gözlerimiz kamaşıyor. Film boyunca bu ideal ailenin gündelik hayatına belirli bir mesafeden, sabit açılarla dahil olurken, duvarın arka tarafında yaşananlarla yalnızca ses üzerinden temas kuruyoruz. Orada cehennem yaşanırken, seyirci olarak “ilgi alanı”mız Höss ailesinin gündelik hayatı. Tıpkı Braun’un ev filmlerinde olduğu gibi.

 

NOTLAR

[1] Hitler’s Private World (2006, yön: David Howard).

[2] National Archives and Records Administration, “Private Motion Pictures of Adolf Hitler and Eva Braun”, NAID: 43461, https://catalog.archives.gov/id/43461

[3] Aleksandra Miljković, 2025, “From Home Movie to Historical Document”, Research in Film and History

[4] Michael E. Ruane, 2019, "Hitler's Girlfriend Filmed-Nazis Relaxing and the Führer-Dancing. Now-Footage is Going Digital", The Washington Post

[5] David Howard, Hitler’s Private World (2006) belgeselinde tüm bu süreci aktarıyor.

[6] Bkz. Nazisti Alla Sbarra: Il Processo Di Norimberga (1947), Autant En Emporte L’histoire (1949), Love Life of Adolf Hitler (aka Will It Happen Again?, 1948) ve The Secret Life Of Adolf Hitler (1951).

[7] Jürgen Kniep’ten (2010:105) aktaran Aleksandra Miljković, 2025, “From Home Movie to Historical Document”, film-history.org

[8] Aleksandra Miljković, 2025, “From Home Movie to Historical Document”, film-history.org

[9] Moloch, İncil’e göre çocuk kurban etmekle ilişkilendirilen bir tanrıdır. Adı, İbranice melech (“king”) kelimesinin ünsüz harflerinin, boshet (“shame”) kelimesinin ünlü harfleriyle birleştirilmesinden türetilmiştir. Bkz. Britannica.com

[10] Sokurov’un kendi ifadesi:  "Adolf, Eva and Guests in Bavaria", Cinema Sojourns

[11] Viennale

[12] Robert McCrum ve Taylor Downing, "The Hitler home movies: how Eva Braun documented the dictator's private life", The Guardian, 2013. 

[13] Bavul dergisinin Nisan-Mayıs 2024 sayısında filme ilişkin kapsamlı bir analiz yazmıştım.

Yazarın Tüm Yazıları
  • adolf hitler
  • El Conde
  • Eva Braun
  • Moloch
  • Swastika
  • The Zone of Interest

Önceki Yazı

DENEME

Tarihin hayvanları ve yer şekilleri

“Akdeniz etrafında hayatta kalmak isteyen topluluklar sürekli yer değiştirmek durumunda kalırlar. Onlar mümkün mertebe hızlı hareket etmek zorunda olsalar da tarih yavaş ilerler.” 

ÖZGÜR TABUROĞLU

Sonraki Yazı

ELEŞTİRİ

Persona’dan Mulholland Drive’a:

Kendini imha eden arzu

“Hepimizin içinde bir Betty ve onun yanında da bir Diane var; sadece farklı zamanlarda, farklı yerlerde ortaya çıkıyorlar. Ve farklı yoğunluklarda.”

CANAN ARSLANTUNALI
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist