• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

DTF St. Louis’te arzu, veri ve bakım

“Diziyi 'flört uygulamaları ilişkileri bozuyor' diye izlemek kolay: Eskiden insanlar birbirine bağlıydı; telefonlar geldi, sadakat çözüldü vb. Oysa uygulama olsa olsa var olan çatlakları açığa çıkarıyor, hızlandırıyor ve yeni biçimlere sokuyor.” 

DTF St. Louis (Steven Conrad, 2026) adlı mini dizinin afişinde Jason Bateman, Linda Cardellini ve David Harbour 

TOLGA YILDIZ

@e-posta

SİNEMA-TİYATRO-TV

23 Temmuz 2026

PAYLAŞ

Yanlış soru

DTF St. Louis seyircisini bir cesedin başına çağırıyor. Floyd ölü bulunmuş. Geriye yorgun bir evlilik, tuhaf bir dostluk, gizli bir ilişki, takma adlar, mesajlar, otel odaları ve evli insanlara kaçamak vaat eden bir uygulama kalmış. Yedi bölüm boyunca aynı soruya kapılıyoruz: Floyd’u kim öldürdü?[*]

Finale geldiğimizde yanlış sorunun peşinden gittiğimizi anlıyoruz. Dizinin asıl meselesi katilin kimliğinden çok, insanların birbirine ulaşmak için bunca araca sahipken birbirlerini nasıl bu kadar yanlış okuyabildiği.

Steven Conrad’ın yazıp yönettiği dizi, St. Louis banliyösünde yaşayan üç orta yaşlı insanı izliyor: Yerel televizyonun hava durumu sunucusu Clark, kanalın işaret dili tercümanı Floyd ve Floyd’un eşi Carol. Clark ile Floyd’un bir fırtınada başlayan dostluğu, Clark’ın DTF St. Louis uygulamasından söz etmesiyle yön değiştiriyor. Çok geçmeden Clark ile Carol arasında bir ilişki başlıyor. Floyd da aynı uygulamada başka bir arzu hayatının izini sürüyor. Üçü birbirini koruyor, kullanıyor, arzuluyor ve yanlış okuyor.

Diziyi “flört uygulamaları ilişkileri bozuyor” diye izlemek kolay. Günümüzün ahlak hikâyesi hazır: Eskiden insanlar birbirine bağlıydı; telefonlar geldi, sadakat çözüldü. Floyd ile Carol’ın evliliğiyse uygulamadan önce de yorgun. Clark kendi hayatından sıkılmış. Carol ekonomik güvencesizlik, ev işi ve bakım yükü altında bunalmış. Floyd, bedeni, erkekliği ve arzulanabilirliğiyle kavga ediyor.

Uygulama var olan çatlakları açığa çıkarıyor, hızlandırıyor ve yeni biçimlere sokuyor.

Media, Culture & Society dergisinde yayımlanan “Fragmented Desire? Platform Intimacy and the Politics of Care” başlıklı makalemde bu dönüşümü “parçalanmış arzu” kavramıyla tartıştım. Kavram, arzunun küçük seçimlere, görüntülere, karşılaştırmalara ve bekleme hareketlerine dağılmasını anlatıyor.

Bu uygulamalar iki insanın buluştuğu tarafsız bir alan sunmuyor. Kimin karşımıza çıkacağını, kendimizi nasıl göstereceğimizi ve karşıdaki kişi hakkında ne hızla karar vereceğimizi biçimlendiriyor. Arayüz karşılaşmanın koşullarını hazırlıyor; insanların bu koşullar içinde ne yapacağını bütünüyle tayin edemiyor. Arzu küçük seçimlere dağılırken, bakım yükü ortadan kalkmıyor. Daha görünmez ve eşitsiz biçimde paylaşılıyor.

İzlerine ayrılan insan

Platformlaştırılmış yakınlık insanı aranabilir parçalara ayırıyor: yaş, beden, mesafe, yönelim, meslek, fotoğraf, kısa bir biyografi. Bulunabilmek için önce sınıflandırılmak, ardından seçilmek ya da elenmek gerekiyor.

“Tiger Tiger” ve “Modern Love” gibi kullanıcı adları bir insanı anlatmıyor. Dolaşıma sokulmuş bir arzu imgesi sunuyor. Profil, kişinin kendisinden çok seçilmek üzere öne çıkardığı parçası.

Floyd hiçbir profile sığmıyor. Evli bir erkek, eski erotik model, işaret dili tercümanı, üvey baba, şefkatli bir arkadaş, bedenine yabancılaşmış bir eş ve başka erkeklerin bakışında neye dönüştüğünü merak eden biri. Bunların hepsi aynı anda doğru.

Uygulama Floyd’a kim olduğunu sormuyor. Ne aradığını soruyor.

Özgürlük vaadi böylece bir sadeleştirme talebine dönüşüyor. Kendini göstermek için platformun tanıyabileceği bir kalıba girmek, hayatını birkaç fotoğraf ve cümleye sığdırmak gerekiyor.

Dizinin anlatımı da Floyd’u izlerine ayırıyor. Ölümünden sonra geriye mesajlar, telefon hareketleri, kredi kartı kayıtları, otel girişleri ve kamera görüntüleri kalıyor. Soruşturma bu parçaları yan yana getirerek bir insana ulaşmaya çalışıyor.

Veri çoğaldıkça hakikate yaklaşılacağı sanılıyor. Dijital izler ne yaptığımızı gösterebilir; niyetimizi, utancımızı ve korkumuzu açıklayamaz. Cinayet soruşturmasıyla uygulamanın mantığı burada buluşuyor. İkisi de insanı parçalarına ayırıyor. İşaretler biriktikçe yanlış okuma ihtimali de büyüyor.

Clark’ın “Tiger Tiger” hesabını Floyd’un özgüvenini onarmak için kullanması bu yanlış okumanın merkezinde duruyor. Şefkatli görünen jestin içinde bir müdahale var. Clark, Floyd’un neye ihtiyacı olduğuna onun adına karar veriyor ve bunu ondan saklıyor. Arkadaşını korumaya çalışırken neyi bilmeye ve seçmeye hakkı olduğunu da belirliyor.

Floyd’a iyi gelmesi umulan yanılsama, onu yaralayan yanlış anlamanın kaynağına dönüşüyor. Anonimlik hem yakınlaşmaya hem yaralamaya alan açıyor.

Ekran bolluk vaat ederken karakterler kıtlık içinde yaşıyor. Floyd arzulanma, Carol zaman ve ekonomik güvence, Clark anlam ve heyecan kıtlığı çekiyor. Önlerinde sonsuz ihtimal görüntüsü var. Kendi hayatlarında ise geniş bir seçme alanı bulunmuyor.

Bildirimler ve yeni eşleşme ihtimali kullanıcıyı geri çağırıyor. Yalnızlık ve arzulanma isteği ticari değere çevriliyor. Şirket görünmüyor; sonuçlar yalnızca üç kişinin özel hayatına aitmiş gibi kalıyor. Yakınlık arayışının sürdüğü bu sahnenin de bir sahibi var.

Aynı ekrana başka hayatlardan bakmak

Floyd ve Clark aynı uygulamaya giriyor, fakat aynı yerde durmuyor. İnsanlar aynı ekrana aynı beden, gelir, toplumsal itibar ve güvenlik duygusuyla bakmıyor.

Clark’ın mesleği, kamusal görünürlüğü ve maddi rahatlığı, uygulamadaki riskleri geçici bir macera gibi yaşamasına imkân veriyor. Onun oyun ve deneyim alanı olarak görebildiği uygulama, Floyd için kendi değerini ölçtüğü varoluşsal bir sınava dönüşüyor.

Carol’ın kararlarını da arzu tek başına belirlemiyor. Para, ev işi, çocuğunun geleceği ve hayat sigortası sürekli devrede. Clark’a yönelişinde cinsel çekimin yanı sıra, yüklerin hafiflediği ve geleceğin daha az dar göründüğü bir hayat ihtimali bulunuyor.

Floyd’un bakımı görünür ve trajik. Carol’ınki gündelik hayatın içine dağılmış. Dizi onun yükünü gösteriyor, fakat Floyd’un iç dünyasına ayırdığı genişliği Carol’a tanımıyor. Floyd başkalarının duygularını taşırken kendisini siliyor. Carol yıllardır taşıdığı yükün içinden bir çıkış arıyor. Birinin bakımı fedakârlık ve suskunluk, diğerininki yorgunluk, hesap ve kaçış isteği biçimini alıyor.

Floyd herkesin birlikte kalabileceği bir hayat ararken, başkalarının sınırlarını kendi barış fikrine çekebiliyor. Clark, Floyd’un rızası dışında duygusal bir oyun hazırlıyor. Carol da Clark ile Floyd’u başka bir hayat ihtimalinin parçalarına dönüştürüyor. Kimse sürekli veren ya da sürekli alan konumunda kalmıyor.

Bakımı anlamak için kimin kimi sevdiğine bakmak yetmiyor. İhtiyacı kimin tanımladığı, yükün kimde kaldığı ve koruma arzusunun ne zaman denetime dönüştüğü de önem taşıyor.

Başka erkeklerin bakışı, Floyd’a kendi bedenini yeniden görebileceği bir alan açıyor. Anonim profil, henüz adlandıramadığı arzuları sınamasına izin veriyor. Karşısındaki kişinin kimliğini bilmemesi ise bu arzunun gerçekliğini belirsizleştiriyor. Platform onu görünür kılıyor; bu görünürlüğün anlamı başkasının seçimine bağlı kalıyor.

Kendisine yer bırakmayan adam

Floyd dizinin en dokunaklı kişisi. Clark’ı koruyor, Carol’ın yükünü hafifletmeye uğraşıyor, üvey evladı Richard’la baba-oğul ilişkisi geliştirmek istiyor. Karşısındaki incinmesin diye kendi sınırlarını geri çekiyor. Carol ile Clark arasındaki ilişkiyi cezalandırmak yerine herkesin birlikte yaşayabileceği bir hayata çevirmeye çalışıyor.

İyi niyet ve fedakârlık bakımın sürmesine yetmiyor. Zaman, para, sınır, güvenlik ve karşılıklılık eksik olduğunda, en kırılgan kişi biraz daha yük üstleniyor. Floyd da başkalarına açtığı yerde giderek kendisine yer bırakmıyor.

İşaret dili dizide boşuna bu kadar yer tutmuyor. Başkalarının sözlerini seyirciye aktaran Floyd, en hayati anda yanlış okunuyor. Erkekliği, cinselliği, bedeni ve Carol’a bağlılığı birkaç işarete indirgeniyor.

Buradan eski ilişkilere yönelik nostaljik bir özleme varamayız. Dijital teknolojilerden önce insanların daha sahici sevdiği, temiz bir geçmiş yoktu. Eski yakınlık düzenleri de ataerki, ekonomik bağımlılık ve zorunlu heteroseksüellik içinde şekilleniyordu. Mesele telefonları kapatıp geçmişe dönmek olamaz.

Yakınlığın temel koşulları arasında görünürlük kadar güvenlik ve saklanabilme hakkı da bulunuyor. Yakınlıktan kazanç sağlayan şirketler, ortaya çıkan riskleri kullanıcıların dikkatine ve özdenetimine bırakamaz.

Finalde Floyd’un öldürülmediğini, kendi hayatına son verdiğini öğreniyoruz. Dizi bu ölümü tek bir insana ya da olaya bağlamıyor. Erkeklikten beklenen suskunluk, sınıfsal utanç, borçlar ve sürekli başkalarını gözetirken kendisinden vazgeçmesi, aynı hayatın içinde yan yana geliyor.

Uygulama bunların nedeni sayılmaz. Sağladığı anonimlik, karşıdaki kişinin niyetini kendi beklentilerimizle tamamlama ihtimalini artırıyor. Floyd öldükten sonra, soruşturma da hayatını mesajlara, konum kayıtlarına ve veri izlerine ayırıyor. Herkes parçaları yorumluyor. Hiçbiri Floyd’a ulaşamıyor.

Final bölümünün adı “Kimse normal değil, yalnızca karşı kaldırımdan öyle görünüyor.” Her ev uzaktan bütün, her evlilik dışarıdan anlaşılır görünür. Yaklaşıldığında arzu, utanç, korku, borç ve bakım birbirine karışır. Profil mantığı bu karmaşıklığı taşıyamaz. İnsanı karşı kaldırımdan tanınabilecek birkaç işarete indirger.

İnsanlar birbirlerini karşılaştırırken kendilerine de aynı uzaklıktan bakmaya başlar. Bedenlerini, yaşlarını ve hayatlarını başkalarının önüne çıkacak bir profil gibi değerlendirirler. Floyd sevilebilir olup olmadığını kendi hayatının içinden öğrenemiyor. Cevabı başkalarının ona nasıl baktığında arıyor.

Dizinin başındaki ceset bu yüzden orada. Bir cinayetin cevabını saklamıyor; insan hayatı mesajlara, profillere ve yanlış okunmuş işaretlere ayrıldığında geriye ne kaldığını gösteriyor.

 

 

[*] UYARI: Bu yazı dizinin finaline ilişkin ayrıntılar içerir.

Yazarın Tüm Yazıları
  • arkadaşlık uygulamaları
  • DTF St. Louis

Önceki Yazı

DENEME

Anayurt Oteli  

ve bir hastalık olarak yalnızlık

“Yusuf Atılgan’ın Zebercet aracılığıyla altını çizdiği bastırılmış duyguların kitlesel bir travma zincirini yansıttığını düşünebilir miyiz?”

LEYLA ÖZLER

Sonraki Yazı

VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 30

Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevlerince bize gönderilen, okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Anna, Kız Kardeşim… / Bir Fili Vurmak / Köpeğin Bir Günü / Mehmet Mithat Bey’in Münasebetsiz Tarihi / Millî Abide / Odysseus’un İlk Düşen Yoldaşı Elpenor’un Maceraları ve Ölümleri / Sevdiği Bendim / Sevgi ve Özlemle / Tarladan Fabrikaya / Yaratılış Gölü

K24
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist