• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

Bize bir zaman oyunu oynuyorlar

“Latife Tekin bu metinde asıl meselesini yoksulluktan çok zenginliğin sefaleti üzerine kuruyor. Yoksulu o sefaletten korumak asıl derdi.”

Yıkım, 2019, Nalan Yırtmaç ©

DENİZ DURUKAN

@e-posta

İNCELEME

19 Mart 2026

PAYLAŞ

Latife Tekin, son romanı Para Gürültüsü’nde “yeni bir kölelik çağına yuvarlayacaklar insanı” diyor. Romanın açılış cümlesi bu değil elbette, metnin sonuna yakın bir yerden başlıyorum meseleye. Ki, başlangıç noktasını sanırım geçtik. Latife Tekin de bunun farkında. Para Gürültüsü  bu anlamda geleceğin geleceksizliğine karşı bir uyanış çağrısı niteliğinde. Bunun sözcülüğünü üstlenen, romanın ana kahramanı olan, metinde yoksul yorumcu olarak geçen YouTuber Kikobaki, yaptığı çekimlerle yoksullara yoksulluğu yenmenin değil, güçlü kalmanın yollarını gösteriyor. Bu anlamda Para Gürültüsü, geleceği şimdiden satın alınmış çoğunluğa, zenginlere karşı manipüle edici bir örgütlenmeyi öneriyor. Kikobaki, bugünün diliyle söylersek bir nevi troll gibi davranıyor. Aslında sistemin tüm araçlarını kullanarak, dilin kodunu çözerek, ekranı toprağa gömmek istiyor.

Dil, kod, sistem, para, dijital çağ, yoksulluk… Romanın ana ekseni bu meseleler üzerinde dönüyor. Ancak Latife Tekin tüm bunlara aşk, çocukluk, varoluş, hayal, ev gibi kavramları da ekliyor. Bu doğrultuda Para Gürültüsü  iki farklı okuma yapma imkânı sağlıyor okura. İki farklı “ben” de denebilir buna. Kikobaki’nin, romanın ilerleyen sayfalarında Bakaçyo’ya evrilmesi gibi.

Romanın açılışında Kikobaki’nin ilk ben’iyle karşılaşırız. Çocukluk, ilk gençlik, anne, mahalle, ev, arkadaş, hayaller, kendini oluşturma bu evrede oluşur. Ev imgesi yoksulluğun sembolü olarak önemli bir yer teşkil eder. Annesi Beyzâna, nam-ı diğer JilaNora, dijital dünyada tarot falı bakan, ruhsal yorumcu ve yemek ustasıdır. Onun kozmik asistanı İnciSuel, eski aile dostları olan, sonradan köşeyi dönen, filozoflardan alıntılar yapan Felsefeci Dövizci-AnalistAbi, büyük ve başka bir sevgiyle bağlı olduğu, çocukluktan beri süregelen arkadaşı Ramini, Ramini’nin sevgilisi şair Seyla, Çikolata Hanım, Kikobaki’nin mücadele ettiği küçük yatırımcının ensesinde olan Marketçi, CoinIşığı gibi karakterler hareketli bir mahallenin kapısını açıyor okura.

Para Gürültüsü’nde çocukluk imgesi önemli bir yer tutuyor. Sadece Kikobaki özelinde değil, romandaki diğer genç kahramanlar için de çocukluk, geçmişle bağ kurma ve ev imgesi üzerinden mekân sorunsalına değinmeye aracılık ediyor. Kikobaki’ye tekrar dönersek; çocukluk onun için masumiyet, Ramini ve ev anlamını taşır. Çocukken babasının ölmesi, annesinin çalışmak zorunda kalması, dolayısıyla okul dışındaki tüm zamanını en yakın arkadaşı Ramini ve onun ailesiyle geçirmesi, ev ile kurduğu bağın özünü belirler. Ramini ile aralarındaki arkadaşlık, ileriye yönelik paylaşılan gelecek hayalleri, bozulmamışlık, evin içindeki kendi halindelik, o ilk samimiyetin korunması olarak belirir. İlk benliğin inşa edildiği zaman dilimi, o inşada Ramini’nin yeri, bulunduğu ev, mahalle, ressam olmak isteyen Kikobaki ve çocukken sihirbaz, sonra iç mimar olmak isteyen Ramini…

Ve yıkılan hayaller… Romandaki genç ana karakterlerin çoğu ya babasını erken yaşta kaybetmiştir ya da uzun süre ayrı kalmıştır. Babanın yokluğu, romandaki karakterler için hayallerin kırılması, olmak istedikleri yerde olamamanın ağırlığıdır. Latife Tekin ise babanın yokluğunu genişletir, yoksulluğun izlerini derinleştirmesi açısından önemli bir sembol olarak kullanılır romanda.

Bizim bir evimiz var Eserya

Kikobaki evleri olsun istemiş. Romandaki yoksul gençlerin hepsi gibi. Ancak ev sahibi olma hayali, yoksulun en büyük hedefi olan ev sahibi olma arzusunun dışına taşar bu metinde. Kikobaki’nin babasının hastalık evresinde önce işten, sonra evden çıkartılmaları, giderken o sokakta bir evi olmasını dilemesi, derken ismini değiştirip Bakaçyo’ya evrildiği dönemde âşık olduğu Eserya’nın da çocukluğunu geçirdiği yerden ev almak istemesi, aslında dönmek istedikleri yerin, olmak istedikleri personayla ilişkili olduğunu gösterir bize. (Bakaçyo için ev, Eserya’ya âşık olmasıyla başka bir anlama da bürünür. Onu, benim bir evim olsun isteğinden; “bizim bir evimiz var Eserya” düşüne götürür.) Çocukluklarının geçtiği, oluşlarının gerçekleştiği yerde ev almak özellikle Eserya için önemlidir. Aidiyet meselesi mekân üzerinden kendini gösterir burada. Bunun içinde benlik de vardır. Benlik değişebilir. Önemli olan değişen parçaların bir araya gelmesidir. Ev biraz da bunun temsili olarak yer alır metinde. Bu, fiziki mekânın yarattığı bir duygu.

Latife Tekin, Para Gürültüsü’nde insanın fiziki mekânla ilişkisini hem duygusal yönden ele alır hem de benlik meselesi üzerinden irdeler. Dolayısıyla çocukluk imgesi, ilk benliğin inşası açısından önemlidir. Özellikle, o imgenin en büyük öznesi olan Ramini’ye olan bağlılığı, Kikobaki’nin ileriki yaşlarında bile onun tarafından onaylanmaya ya da duyulmaya olan ihtiyacı eski ben’i koruma arzusuyla ilişkilidir. Eski ben’den kasıt masumiyettir. Ev’i korumaktır.

Çünkü mekân yıkılmıştır. Bildiğimiz fiziki mekân. Dünya bir ekranın içinde, algoritmalar eşliğinde kontrol edilmektedir. Sayılar, veriler, grafikler, kur çığlıkları, altın, gümüş, coin, gücü elinde tutanlar, piyasanın nabzı, finans sektörü, dilin kodu, yoksullar, zenginler…  Roman tam da bu gürültünün, gelecek olan yıkımın, yeni bir dijital baskı rejiminin sesini taşır. Merkeziyetsiz dijital paranın vadettiği demokratik, eşitlikçi sahne, yeni sistemin illüzyonudur. Ve yaratılan bu dijital sahnede; aynı mekânda yan yana durma eşitliği bir imkân gibi sunuluyor olsa da, aslında oyun sahasında zenginler yoktur. “Zenginleri yoksullardan korumakla görevlendirilmiş aracılar” vardır. Aslında olan “birbirine benzeyenlerin karşı karşıya kalmasıdır”. Bugünün kaybedeni yarının kazananı olacak aldatmacasının farkındadır Kikobaki. Bu, sistemin yoksulun para kazanacağı ümidini diri tutmaya yönelik kurduğu bir oyundur. O nedenle “acil kodlu videolar” çekerek küçük, acemi yatırımcılara yol gösterir, finans sisteminin acımasızlığı karşısında ezilmemeleri için uyarılarda bulunur. Ama bu yeterli değildir. Dili öfkelidir, takipçi sayısı azdır. Takipçi sayısını arttırmak, kendini daha iyi ifade edebilmek, dilini yenileyebilmek, kendini bulmak için yola çıkar; kendi içinde başka bir yer vardır, oraya dönmek ister. Başka bir kimlik, başka bir mekân, başka bir ses arayışına girer. O bundan sonra Penior Bakaçyo’dur.

Romanda pek çok karakterin dijital kimliğe sahip olması, benlik algısıyla beraber kimlik algısının da dönüştüğünü görmemize olanak sağlar. Dijitalleşme, fiziksel benlikten bağımsız dijital kimliklerin oluşmasına zemin hazırlayacak bir sahnedir. Bölünmüş, parçalanmış benlikler, yeni, çoklu kimlikler, yoksulluğun görünmezliğine vurgu olduğu kadar, bugünün sosyolojisini de kapsar. Magazinel açıdan bakıldığında sanal âlemde kimsenin kendi olmaması, kurgulanmış hayatlar, kendine başka bir sahne yaratmaya açık bir alan. Aslında olan yeni bir kimlik inşası, bir nevi  “ekranda yaşanan paralel hayatlar”dır. Latife Tekin buna dikkat çeker.  Ama mücadele için dijitalleşmede görünmezlik, kimliğin açığa çıkmaması, bir direniş alanı olarak önemlidir. Dijital para merkeziyetsizse, direnişin izi de olmayabilir internette… Elbette Bakaçyo zenginle mücadeleyi seçmiştir.

Zamanın kırıldığı yer

Romanın ilk bölümü olan Ezginin Düşüncesi’nde, Kikobaki’nin fikrinin şekillendiği, duygusal dünyasının aralandığı, kendisiyle beraber onu oluşturan tüm etmenleri, yakın çevresini ve onu parayı öğrenmeye zorlayan hayatın ilk dönemlerini görürüz. İkinci bölüm, Geri Çağrılan Sahil’de ise değişimin, dönüşümün sembolleriyle karşılaşırız. Kikobaki’den Bakaçyo’yo uzanan bu dönüşümde, gittiği o sahil şeridinde finansçı bir şaire, başka benliğe, Bakoçya’ya evrilmesini izleriz. Mekân değişmiştir, ev yerine konteynırda kalıyordur ama sahildedir, açıklıktadır, doğaya yakındır. Daha kalabalık bir ortamdadır ve başka insanlar hayatına dahil olmuştur. Üstelik yazar olmak isteyen Eserya’ya âşık olmuştur. Yine yayınlar yapıyor, kendini bulduğu, daha şairane bir dille sözlerini takipçilerine aktarıyordur. Paranın izini sürüyor, nasıl el değiştirdiğini görüyor, bir yoksulluk nesnesi olarak parayı zaman kavramı üzerinden değerleniyordur. Zaman önemlidir. Zaman, arzu nesnesi olarak paraya erişimdeki mesafesinin simgesidir. Paraya, altına ulaşmanın zorluğu, değerini de arttırdığından, aradaki mesafeyi daha da açmıştır. Bu yoksulun, emekçinin, çoğunluğun parayla olan mesafesini anlatma adına önemlidir. Zaman çalınmıştır. Yani gelecek!

Latife Tekin

“Geleceği erkenden satın alıp bizi geleceğe sokmayacaklar! Zamanı öne çekiyorlar kendilerine doğru. Zenginler geleceği gasp ederken biz yoksullar ne yapıyoruz peki?” diye seslenir, Yoksul Yorumcu Bakaçyo. Çünkü para zamanın kırıldığı yerdedir. Latife Tekin, bu metinde zaman kavramını ezberi bozan, çok farklı bir yorumla işler. Paranın çıkardığı gürültü üzerinden yeni dünya düzenini, değişen güç dengelerini, küresel ekonomiyi, dijital dünyayı anlatırken, zaman kavramını da bu güç dengeleri içinde değerlendirir. Zaman, yoksulun uçurumu, mesafesi, zenginin de çoktan aradaki mesafeyi kapattığı, gasp ettiği bir fırsat alanıdır. Fırsat sözcüğü metinde hız kavramıyla da ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla zaman da alınır satılır bir meta konumundadır. İçinde bulunduğumuz çağda, bu devasa sistemin içindeki dijital araçlar, finansal işlemler ve bilgi akışının anlık hale gelmesi hızın her şey olduğu anlamına gelir. Romanda sıklıkla geçen “aynı anda birkaç yerde olma”, “aynı zamanda birkaç zamanı yakalama” meselesi de dijital dünyadaki o hızlı akışa karşı zaman tasarrufunun gerekliliğini anlatır bize. Hıza yetişmek için zamanı parçalı kullanmak!

Zaman kavramının Bakaçyo’nun duygusal dünyasında farklı bir anlama büründüğünü söylemek de mümkün. Zaman, bu sefer “Bizim bir evimiz var Eserya” düşüyle buluşur. Ev imgesi “başka bir zaman” vurgusuyla kendini duyurur. Aynı anda iki ayrı yerde onları bekleyen başka bir zaman, ev imgesi üzerinden; zamanı ele geçirmenin, kendi geleceklerini kurmanın sembolü olur. Aşk, evi besleyen, parçalanan zamanı ve mekânı bütünleştirici güce sahiptir. Bunca yıkımın içinde aşk, umut etmenin simgesidir. Bakaçyo başka bir zaman beklentisinde hem kişisel hem de toplumsal olana bakar. Başka bir zaman geldiğinde, yol açmaya çalıştığı yoksullar, geleceği elinden alınmış kimsesizler için “gözlerini dillerini parlatır ve zihinlerindeki perdeleri yıkar” der. Şimdi eylem zamanıdır!

Çöküşün gürültüsü

İkinci bölümde uyanış, eyleme dönüşmüştür artık. Bakaçyo sisteme sızar, dilin kodunu çözer, hesabı ele geçirerek çökertir, ifşa eder. Bakaçyo’nun baştan beri hedefi sermayeyle iş birliği yapanların tezgâhını açığa çıkarmaktır. Dünya suçlusu zenginlerin “korku endeksi” açığa çıkmalıdır. Bakoçya bunun bilinciyle davranır. Susmanın değil, haykırmanın, dile getirmenin sanatını konuşturur bir anlamda. Latife Tekin o nedenle romandaki bazı kahramanları mesela Seylan’ı şair, Harzan Usta’yı heykeltıraş olarak idealize eder. Bakaçyo ressam olamasa bile o duygusunu kaybetmez, Eserya yazar olma arzusunu yazarak gerçekleştirmeye çalışır. Eskiden bankada güvenlik memuru olan, sonradan zenginleşen AnalistAbi’nin döviz bürosunun duvarlarında asılı olan filozoflardan yaptığı alıntılar ironik bir durum oluştursa da bunun birkaç açıdan önemi vardır. Latife Tekin, aslında alçalan değerin para, yükselen değerin sanat ve düşünce olması gerektiğini hissettiriyor. Ancak, “filozoflar dünyayı yorumladılar, AnalistAbi dövizi” cümlesi, yükselen anlayışın ve kurulan yeni dilin ne olduğunu daha yakından gösteriyor bize. Bu yaklaşımı hap bilgi üzerine bir gönderme olarak okumak da mümkün. Zaman harcamadan her şey hakkında yüzeysel bilgilenmenin gürültüsünü de yansıtıyor bu metin.

Para Gürültüsü bu anlamda dil meselesini de merkezine alıyor. Geleneksel metin ve dil yapısının etkisini yitirmesi, yazılı iletişimde dijital dilin hâkim olması, bu çağın yeni dili üzerine düşünmeye de davet ediyor bizi. Dijital dilde emojiler, zamanı azaltmak için kullanılan birtakım işaretler, kısaltmalar olduğu gibi, görseller, ses ve videolar da kullanılıyor. Zamanı azaltmak için kısaltmalara başvurulan bu yeni çağda edebiyat nasıl şekillenecek sorusu da akla geliyor kuşkusuz. Ki Latife Tekin bir konuşmasında bu dilin edebiyata etkisinin nasıl olacağı üzerine kafa yorduğunu da belirtmişti.  

Latife Tekin edebiyatının ana meselelerinden biri olan yoksulluk, yoksulluğun görünmezliği Para Gürültüsü’nde okuru ters köşe edecek bir kanaldan ilerliyor. Latife Tekin bu metinde asıl meselesini yoksulluktan çok zenginliğin sefaleti üzerine kuruyor.  

Yoksulu o sefaletten korumak asıl derdi. O nedenle Para Gürültüsü bambaşka bir anlatıyla kucaklıyor okuru. Değişen yeni dünya düzeninde para ve iktidar meselesini dijital ekonominin bileşenleri üzerinden anlatıyor. Özellikle dijital paranın anlatıldığı, finansın konuşulduğu bu metinde, böylesine bıçak sırtı bir konuda hem dijital dilin kodunu çözüyor hem de kendi dilini koruyor. Bununla da kalmıyor, başka bir seviyeye geçiriyor anlatımı. Latife Tekin, derinlemesine dijital toplumun analizini de yapıyor. Bu metin sadece paranın değil, tüm evrenin içinde bulunduğu büyük değişimin, aynı zamanda gelecek olan karanlığın gürültüsüdür. Gerçek olanla yapay olanın, somut olanla soyut olanın, eski ile yeninin iç içe geçtiği bir atmosfer yaratıyor Latife Tekin. Onun romanlarından alışık olduğumuz fantastik dünya bu sefer içinde bulunduğumuz bu yeni dönemde gerçek olanla fantastik olanın ayırt edilemeyeceği bir yerde yaşadığımızı duyuruyor. Sanırım önceki romanları da bunun öngörüsünü taşıyordu.

Latife Tekin her romanında bizi şaşırtan, zihni çok genç bir yazar. İlk romanından bugüne, tüm eserlerinde, meseleleri dönemin yapısı, atmosferi, sorunlarıyla beraber ele alır ve dilini her seferinde yeniden kurar. Latife Tekin evrilen bir dil dünyası kurmuştur kendine. Bu doğrultuda kurduğu dil bir direnç alanı da yaratır. Aslında bir karşı dil oluşturur demek daha doğru. Başka bir deyişle, Latife Tekin her romanında dilin farklı katmanlarına inerek, dili seyrelterek, dilin kendi başına anlamları olabileceği düşüncesinin izini sürdü. Onun yarattığı dil evreni bu anlamda buyurgan değil. Renkli, çoşkulu, büyülü, melodik, karnavalsı. Para Gürültüsü’nde ek olarak teatral bir söylemin ağırlık kazandığını da belirtmek gerek.

Latife Tekin, şiirin tüm kurulu düzenler için bir tehdit olduğunu elbette biliyor. Platon da kovmamış mıydı bu yüzden devletten şairleri; içimizin düzenini bozabilir diye… Özellikle de sözcüklerin yarattığı tılsım, oradaki ritim, “zihninizdeki perdeleri söküp atacak”, sizi ayağa kaldıracak denli güçlü. Ama şiirsel bir anlatım değil bu. Şiirin gizilgücünü yakalayıp, özümseyip onu metne taşımanın oluşturduğu bu özellik, Latife Tekin dilini farklı kılan en belirgin unsurlardan biri. O yüzden romanda Bakaçyo’nun şiirle ilişki kurması, yukarıda da dediğim gibi dilini parlatması, Tekin’in şiirle kurduğu bağı gösterir. Şiir düzeni bozar. Ve “bir gün biri gelir hiç kimsenin bakmadığı yerden bakar. Aynı zamanda başka bir zamanı yakalar. Ve değişim oradan başlar.” Sisteme sızar, dilin kodunu çözer, hesabınızı ele geçirip tüm sistemi çökertebilir. Sizin tüm kirli oyununuzu ifşa eder. Bakaçyolar aynı yerde birden fazla yerdedir artık.

 
Yazarın Tüm Yazıları
  • latife tekin
  • Para Gürültüsü

Önceki Yazı

DENEME

Para Gürültüsü:

Kramp çağında bir dil

“Para Gürültüsü, finans dünyası ve mesajlar dünyası gibi edebiyatın en uzağındaki alanların nasıl da 'devrimci' bir jestle edebiyata dahil edilebileceğini gösteriyor.”

MESUT VARLIK

Sonraki Yazı

İNCELEME

Zabel Yesayan:

Tanıklıktan belleğe, iç dünyadan savaşa

“Yesayan, tek bir anlatı biçimine ya da etik pozisyona sığmayan; tanıklık kadar suskunlukla, sürgün kadar içe kapanışla da düşünen bir yazar. Yesayan’ı okurken yalnızca geçmişte kalmış bir dönemin tanığıyla değil, bugüne ulaşan bir direncin sesiyle karşılaşırız.”

YASEMİN KAYA, UTKU ÖZER
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist