• HAKKINDA
  • YAZARLAR
  • YAZILAR
  • İLETİŞİM
  • DENEME
  • DOSYALAR
  • EDİTÖRDEN
  • ELEŞTİRİ
  • ENGLISH
  • HABERLER
  • HER ŞEY
  • İNCELEME
  • KİTAPLAR
  • PORTRE
  • SANAT
  • SİNEMA-TİYATRO-TV
  • SÖYLEŞİ
  • SORUŞTURMA
  • SPOR
  • TADIMLIK
  • TARTIŞMA
  • VİDEOLAR
  • EVVEL ZAMAN
  • VİTRİNDEKİLER

18. Yüzyıl Londra’sında ilk daimi Türk büyükelçi:

Yusuf Agâh Efendi

“Emre Aracı tarafından kaleme alınan Yusuf Agâh Efendi, 18. Yüzyıl Londrası’nda İlk Türk Büyükelçi başlıklı çalışmada ise Londra’ya atanan ilk daimi Osmanlı büyükelçisinin üç yıl süren Londra günleri, yemek davetleri, resmî ve özel ziyaretler, tören alayları, havai fişek gösterileri ve balolar gibi sosyal hayat ve kültürel faaliyetler eşliğinde okuyucuya aktarılıyor.”

Majesteleri Kral III. George ve Türk Büyükelçisi, Mather Brown, 1797.

BÜLENT BÜBER

@e-posta

HER ŞEY

18 Ocak 2024

PAYLAŞ

“19 Aralık 1793 Perşembe günü öğleden sonra, İngiltere’nin liman kenti Dover’a heyecanla beklenen bir gemi yaklaştı. İçinden alışılmadık görünüşlü insanlar çıktı. Aynı anda kale ve hisarlardan top atışları yapıldı. Alay bandosu marşlar çalmaya başladı, gelen kişilere seçkin Grenadiye Muhafızları eşlik ediyordu…”

The Times gazetesi, 14 Ekim 1793 tarihinde İstanbul’dan yola çıkan ve Londra’ya atanan ilk daimi Türk büyükelçisi olan Yusuf Agâh Efendi (1744-1824) ve maiyetindekilerin Britanya topraklarına ayak basmasını yukarıdaki satırlarla okurlarına aktarıyordu. Büyükelçinin maiyetinde “hiçbir hanımefendinin” bulunmayışı da ayrıca vurgulanmıştı.

Sosyal faaliyetler eşliğinde bir daimi elçinin Londra günleri

Ülkemizdeki tarih ve uluslararası ilişkilerle ilgili yayınlarda, Yusuf Agâh Efendi ve diğer ilk daimi elçiler genelde Osmanlı modern diplomasisinin kuruluşu, görev yaptıkları dönemde Osmanlı dış siyasetine etkileri ve yaşam öykülerine odaklanılarak incelenmiştir.

Müzik tarihçisi, orkestra şefi ve besteci Dr. Emre Aracı tarafından kaleme alınan Yusuf Agâh Efendi, 18. Yüzyıl Londrası’nda İlk Türk Büyükelçi başlıklı çalışmada ise Londra’ya atanan ilk daimi Osmanlı büyükelçisinin üç yıl süren Londra günleri, yemek davetleri, resmî ve özel ziyaretler, tören alayları, havai fişek gösterileri ve balolar gibi sosyal hayat ve kültürel faaliyetler eşliğinde okuyucuya aktarılıyor. İlk daimi elçinin Londra’daki günlük faaliyetleri, İngiliz asilleriyle ilişkileri, katıldığı kültürel faaliyetleri eşliğinde renkli bir yolculuk sunuyor. Bu yönüyle diğer çalışmalardan ayrılıyor ve okuyucunun dikkatini çekiyor.

Kitabın İngilizce ve Türkçe baskıları, Pera Müzesi Küçük Kitaplar Dizisi’nin ilk kitapları olarak 2013 yılında yayımlandı. Türkçe tercümesi Çiğdem Öztürk’e ait. Sayfa sayısını dikkate aldığımızda, eskilerin ifadesiyle, kitabı risale olarak nitelendirmek mümkün. Kitapta döneme ve itimatname sunmaya ilişkin değerli gravür, kartpostal ve fotoğraflar yer alıyor.

Besteci ve müzik tarihçisi bir yazar: Dr. Emre Aracı

Kitabın yazarı Dr. Emre Aracı çok yönlü ve titiz bir entelektüel. Kendi ifadesiyle “Kendine özgü müzik kariyeri içerisinde sanat, eski binalar, edebiyat, tarih ve diplomasi gibi ilgi duyduğu alanları bir araya getirerek, daha çok Osmanlı İmparatorluğu’nda 19. yüzyılda ortaya çıkan Avrupai müzik geleneği üzerine konser ve konferanslar vermekte, kitap, makale, CD kayıtları ve belgesel türünde eserler ortaya” koymaktadır. Ne yazık ki özellikle yazdıklarının memleketin entelektüel dünyasında hak ettiği ilgiyi gördüğünü söylemek güç. Kalan Müzik tarafından yayımlanan albümleri ise müzikseverler tarafından ilgiyle karşılanmıştı ve öncü çalışmalardı. Bu albümlerden bazı seçkiler Invitation to the Seraglio (Warner Classics) ve Euro-Ottomania (Brilliant Classics) adları altında tekrar basılmıştı. İngiltere’de aylık olarak yayımlanan klasik müzik albüm kayıtlarına odaklanan The Gramophone dergisi bu kayıtlardan övgüyle bahsetmişti.

Dr. Aracı, kitabın giriş yazısında, “bu kısa yayının” ilk Osmanlı büyükelçisinin Londra’ya tayin edilişinin 220. yılı nedeniyle Londra Büyükelçiliği rezidansında 18 Nisan 2013 tarihinde yapılan anma etkinliğinde yaptığı konuşmanın metnini “takip ettiğini” ifade ediyor.

Aracı’nın Andante dergisinin 2012 yılının Ekim ayı sayısında yayımlanan “Yusuf Agâh Efendi’nin Londra Günleri” başlıklı makalesini, kitabının öncü çalışması olarak kabul edebiliriz. Ayrıca “Osmanlı’dan Beri Değişmeyen Bir Gelenek: İngiltere Sarayına Sunulan İtimatnameler” başlıklı makalesi başta olmak üzere özellikle 2012-2013 yıllarında yayımlanan diğer makaleleri de, okuyucunun kitapla birlikte okumasında yarar bulunan yazılar. Bu makalelere yazarın internet sitesinden ulaşmak mümkün. Bu arada memleketin önemli klasik müzik dergisi olan Andante’yi basılı ve elektronik ortamda sürdürmek için insanüstü çaba harcayan Serhan Bali ile R. Ahu Ünalp’e de okuyucular olarak şükran borçluyuz.

Ömer Uluç, Adnan Benk, Sezer Tansuğ, Cevat Çapan ve Önay Sözer’in katılımcıları olduğu ve Çağdaş Eleştiri dergisinin 1983 yılı Mart ayı sayısında “Her Resim Bir Sorunsal’ı Çözer… ve Getirir” başlığıyla yayımlanan bir söyleşide, Adnan Benk’in aslında kendi yorumunu da içinde barındırdığını hissettiren “Klasik resmin yapısı ve düzenlemesi toplumumuza neden yabancı olsun?” sorusuna Ömer Uluç, “Çünkü burada yaratılmamış. Bambaşka bir kültürün zincirleri içinde yaratılmış. Onun bir öncesi ve sonrası var. Bizim girişimiz yandan oluyor” şeklinde bir cevap vermişti. Elif Dastarlı’nın modern Türk resmini analiz ettiği çalışmasının üst başlığı da Yan Kapıdan Girenler’di. Aracı’nın bu kısa metni Batı dünyasıyla ilk ciddi sürekli temas kuran Osmanlı büyükelçisinin dönemin sosyal, kültürel ve eğlence hayatına yan kapıdan ziyade doğrudan ana kapıdan hızlı bir giriş yaptığını gösterir gibi.

Osmanlı’da elçiler ve diplomatik ilişkiler

Avrupa devletleri 15. yüzyılın son yıllarından itibaren ikamet elçisi ya da daimi/sürekli elçi olarak adlandırılan temsilcilerini İstanbul’da bulundurmaya başladılar. Osmanlı İmparatorluğu ise bu devletlerde daimi elçilik kurma uygulamasına 18. yüzyılın sonlarına kadar gitmemiştir. Padişahların tahta çıkması ya da belirli siyasi anlaşmazlıkların çözümü için fevkalade elçilerin gönderilmesi tercih edilmiştir. Bu kişiler de genelde “çavuş” olarak adlandırılmıştır. Dönüşlerinde, ilgili devlete yönelik ayrıntılı analizler içeren raporlar yerine, yaptıkları temaslar ve görüşülen sorunlarla çözümlerini içeren layihalar sunmuştur. III. Selim döneminde izlenen reformcu çalışmalar kapsamında önemli Avrupa devletlerinin başkentlerine daimi elçiler gönderilmeye başlanmıştır. İlk daimi elçilik Fransa’da açılmak istense de, Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı belirsizlik sebebiyle ilk daimi büyükelçinin Londra’ya gönderilmesine karar verilmiştir.

1790’lı yıllarda Londra.

Agâh Efendi Londra’da

Yusuf Agâh Efendi ve maiyetindekiler 21 Aralık 1793 Cumartesi günü öğleden sonra Londra’ya ulaştılar. Diğer taraftan elçilik eşyasının ve krallıkta sunulacak hediyelerin çok olmasından dolayı bunların denizyoluyla gönderilmesi tercih edildi. Colombo Fortuna isimli, Ragusa bayraklı bir gemiye eşyalar yüklendi. Gemi 12 Eylül 1794 günü yola çıktı ve sekiz ay sonra İngiltere’ye ulaştı.

Büyükelçi, konuk edilebileceği uygun bir evin hazırlanması sürecinde Pall Mall’daki Royal Oteli’nde konakladı. Halk arasında göründüğü ilk yer ise yeni yıl arifesinde Covent Garden Tiyatrosu’dur. Elçi ve maiyetindekiler Noel’e özel pandomim gösterisini ve sihirbazlık numaralarını izlediler.

Covent Garden Tiyatrosu, Londra, 1810.

8 Ocak 1794 tarihinde Yusuf Agâh Efendi, Kral III. George tarafından St. James Sarayı’nda İspanya ve Hollanda büyükelçileriyle beraber kabul edildi. Bu kabul töreni sırasında Pall Mall onu görmeye gelen atlı arabalarla dolup taştı. Büyükelçinin sosyetik Adelphi konutlarından ev kiralaması ve Long Acre’den bir at arabası ve kupa sipariş vermesi de kitapta aktarılan ayrıntılar.

Karşılıklı etkilenmeler

Yazara göre Osmanlılar ve Britanyalılar karşılıklı bir hayranlık ve büyülenme halindeydiler. Osmanlılar Britanyalıların ağırbaşlılığına ve bilgeliğine hayranlık duyarken, Britanyalılar Londra’da bir Osmanlı büyükelçisinin bulunması fikriyle büyüleniyordu. Büyükelçinin günlük alışkanlıklarının, hatta beslenme biçiminin bile fısıltı gazetelerinin başlıca konuları arasında yer aldığı öğreniyoruz.

Büyükelçinin Londra’ya ulaşmasından sonra Turquerie modası başlamış, bu çılgınlık aynı zamanda Agâh Efendi ile ilişkilendirilen bazı müzik bestelerinde de kendini göstermiş. Örneğin W. P. R. Cope’un bestelediği The Turkish Ambassador’s Grand Marche’ı (Türk Büyükelçisinin Marşı) buna örnek verebiliriz. Bu marşı merak eden okuyucular, Dr. Aracı’nın orkestra şefi de olduğu Londra Osmanlı Saray Müziği Akademisi Orkestrası’nca 2000 yılında yapılan kaydını dinleyebilir.

Nasıl ki Osmanlı büyükelçisi kısa sürede İngiliz aristokrasisinin ve basının ilgi odağı olmuşsa, Büyükelçi de İngiliz aristokrasisinin meşgalelerinden etkileniyordu. Bu meşgalelerden biri de portre yaptırmaktı. Büyükelçinin portreleri daha sonraları farklı dergilerde de görünmeye başladı. İsveçli saray ressamı Carl Fredrik von Breda tarafından yapılan büyük yağlıboya portre Suna ve İnan Kıraç Vakfı Oryantalist Resim Koleksiyonu’nda bulunuyor. Kitabın kapağında da bu portre yer alıyor.

Yusuf Agah Efendi, Carl Fredrik von Breda,1894 – 1896, Pera Müzesi (ayrıntı).

Günler hızla geçti. Yusuf Agâh Efendi 1797 yılının Temmuz ayında kral ve kraliçeye veda ziyaretini gerçekleştirdi ve 1 Ağustos günü Britanya’dan ayrıldı. Büyükelçilik görevine İsmail Ferruh Efendi atandı ve Londra’da daimi bir Türk misyonu tesis edilmiş oldu.

Sonuç yerine: Birkaç öneri

Osmanlı Devleti’nin Britanya İmparatorluğu’na ikamet elçisi gönderme sürecinde taraflar arasında gerçekleştirilen toplantılar, büyükelçinin yolculuk süreci, büyükelçi ve mahiyetindekilerin maaşları, harcırahları ile götürülen hediyeler ve Londra’daki dönemin siyasal hayatı konusunda daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler Prof. Dr. Mehmet Alaaddin Yalçınkaya’nın konuyla ilgili kitap ve makalelerini okuyabilirler.

Yazıya son verirken, bir okuyucu olarak kitapla ilgili üç küçük hususu yayıncılara iletmek isterim. İlki, kitabın 14-15. sayfalarında yer alan ve yazımızın başında aktardığımız haberin The Times gazetesinde yayımlanma tarihinin 1789 yılı olduğu yazılmış. Büyükelçinin 1793 yılının Aralık ayında İngiltere’ye ulaştığı dikkate alındığında bir hata söz konusu olsa gerek. İkinci husus kitabın başlığındaki “Londrası’nda” şeklindeki yazım tercihi kanaatimce imla bakımından doğru değil. Üçüncü husus ise kitapta büyükelçinin Londra’ya ulaşmasından sonra davetiyelerde yer verilen bir ibare Türkçeye tercüme edilmeden, İngilizce “Whist and Whiskers” olarak bırakılmış. Bu ibare Andante’de yayımlanan makalede “İskambil ve Sakal” olarak yer almıştı. Yeni baskılarda bu terime ilişkin bir açıklamaya yer verilmesi uygun olabilir.

 

Dr. Emre Aracı’nın yayımlanmış kitapları

  • Ahmet Adnan Saygun, Doğu-Batı Müzik Köprüsü, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2001.
  • Naum Tiyatrosu, 19. Yüzyıl İstanbulu’nun İtalyan Operası, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2021.
  • Çaykovski İstanbul’da, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2017.
  • Londra’da Türk İzleri, Oğlak Yayıncılık, İstanbul, 2022.
  • Donizetti Paşa, Osmanlı Sarayının İtalyan Maestrosu, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2023.
  • Kayıp Seslerin İzinde, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2011.
  • Dr. Emre Aracı, Yusuf Agâh Efendi, 18. Yüzyıl Londrası’nda İlk Türk Büyükelçi, çev. Çiğdem Öztürk, Pera Müzesi Küçük Kitaplar Dizisi, İstanbul, ikinci baskı, 2015.
Yazarın Tüm Yazıları
  • Emre Aracı
  • Yusuf Agâh Efendi, 18. Yüzyıl Londrası’nda İlk Türk Büyükelçi

Önceki Yazı

TADIMLIK

Böyle Görsün Görmek İsteyen'den:

“Batı ve Doğu’nun ruhumuzu kazanmak için verdiği amansız savaş”

Macar şair, yazar ve siyasetçi Sándor Csoóri'nin Böyle Görsün Görmek İsteyen adlı kitabı önümüzdeki günlerde Telemak tarafından yayımlanıyor. Kitapta yer alan, yazarın Macar kültüründe halk, folklör ve modernleşme meselesini ele aldığı “Deniz ve Ceviz Yaprağı” denemesinden bir bölümü Tadımlık olarak sunuyoruz.

K24

Sonraki Yazı

VİTRİNDEKİLER

Haftanın vitrini – 3

K24'te haftanın vitrini... Yeni çıkan, yeni baskısı yapılan, yayınevleri tarafından bize gönderilen, dikkatimizi çeken; okumak ve üzerine yazmak için ayırdığımız bazı kitaplar: Cumhuriyet'te Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi / Faşizmi Nasıl Durdururuz / Halk için Kapitalizm Rehberi / O da Kızını Öptü ve Gitti / Parçalanmış Kentsel Mekân / Proust Âlemi / Sabiha’nın Kız Kardeşleri / Sessizliği Vurun / Sınırsız Ülke / Yaşar Kemal’in Bitkileri

K24
  • P24 Logo
  • Hakkında
  • İletişim
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram

© Tüm hakları saklıdır.
Designed by Katalist